vittiri vit

ne yaptığını bilmeden çaresizce uçmak karanlıkta.
bir ışık hüzmesinin hayaliyle,duvarlara çarpa çarpa ilerlemek..
ışığı görünce salaklaşmak,saflaşmak,yetilerin kaybedilmesi..
acıklı bir durum gibi görünse de ,ışığın peşinden koşan ufak böcek için de durum aynı mı acaba?
o da "ne kadar salağım,acaba şu koca insanlar ne diyolardır benim bu manasız uçuşuma?" diye mi düşünüyodur,
yoksa ışığın;o karanlıkta,onun için ne kadar önemli olduğudan başka bir düşünce yokmudur kafasında..ya da anteninde..
peki ya ışığı gördüğünde,tüm gücüyle üstüne gidip,ona çarpması ve ardından yere düşmesi esnasında ne düşünüyordur acaba?
ya da bazen,cesaret edemeyip,sadece çevresinde uçuşu verdiğinde..
biz koca yaratıklar ""haha,salağa bak,nasıl da düştü çarpınca" diye dalga mı geçeriz,yoksa
"ışığa koşar pervane,bilmez yanacağını" diye şarkı mı yaparız?..
ya onun hissettikleri öyle değilse,ya sadece ışığın güzelliğinde büyülenip,salak salak uçuyorsa etrafında,ne yaptığını bilmeden.
ya da cesaretini toplayıp,son uçuşunu ona yapıyorsa,öleceğini bile bile..
aşk mıdır,hayatı asilleştiren,aşk mıdır hayatı komikleştiren
aşk mıdır,sevgiyle baktıran,salaklaştıran,
insanın kendi kendine dünya kurmasını sağlayanioraya sığınmasını sağlayan,o dünyanın içinde kendini yemesini sağlayan..
ne kadar dönerse dönsün ışığın etrafında,eninde sonunda cesaretini toplayıp çarpacak o ışığa,
ve belki de sonra döne döne hayatının en güzel,en acı düşüşünü yaşayacak,son kez..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms