al işte yine başladık. sandalye üzerinde bağdaş kurup,duvarlara resim çizme gecelerinden birisi daha. boya kalemlerini ellerle tutmadığın daha gerçekçi ve daha güzel renkli resimler yapabiliyorsun çoğu zaman. içini tam yansıtıp,karşısına geçip anlayamıyorsun yine. boş boş bakıyorsun,gardan hareket eden trenin arkasından baktığın gibi. yağmurun ıslattığı raylarda trenin kırmızı ışıkları hafif bir nostaljik gösteri sergiliyor, sen bakıyorsun acaba ne anlatıyor diye. tren gidiyor,sen bakıyorsun. kırmızılar kaybolmuş,sen hala bakıyorsun. seni duvarın karşısından çekmek isteyen bir el varmış gibi, ensende koca bir ağrı. çekemiyor,direnmiyorsun bile, ama çekemiyor. sahi nedir bu ağrının sebebi acaba? sırtından başlayıp,omuzlarında toparlanıp, binlerce karıncanın boynuna,oradan kafanın ta içine yürümesi gibi.uygun adım. o kadar ağır ki, bilim kitaplarının karıncalar kendilerinden şu kadar fazla yük taşıyabilirler zırvaları daha anlamsız geliyor. bu karıncalar hayatı getiriyo...
Kayıtlar
Kasım, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor