Kayıtlar

Kasım, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
ne insanları,ne kendimi seviyorum.hayatı seviyor olabilirim ama onun da ufak bi handikapı var.susup,sessizliği beklemek lazım
bi yerde durup,yeni sayfalar açmak lazım.
O kadar sert bastim ki topraga,ayagimin altindaki yapraklar paramparca oldu. her adimda bir damla biraktim topraga.ellerim kenetlendi sıkmaktan. Son kez çıktığımı düşünmek bile istemedim o bana gülen apartmandan. Son kez olmasın dedim o öpüş. Son kez kalmış olmasın o koku üstümde. yürüdüm,yürüdüm. Attım kendimi bu yol kenarında terkedilmiş,yalniz çay bahçesine. çayi da hiç sevmem hani, bitki çayi olmadıkça. Seni de sevmiyorum ki aslinda. Sadece gozlerini seviyorum,sadece gülüşünü,sadece konuşmanı,sadece odanı,sadece yanında uyumayı,sadece sen uyanmadan hemen önce uyanıp gözlerini kırpıştırışını izlemeyi,sadece beraber kahvaltı yapışlarımızı,yeni yemekler keşfedişimizi,sadece filmler izleyişimizi,sadece gizli saklı ellerini tutmayi,sadece tenini,sadece kokunu,sadece sana masallar yazmayı,sadece seninle şarkılar dinlemeyi,sadece bi türlü anlaşamamızı,sadece senin yanındayken susmayi,sadece saçlarını okşamayı,sadece gizlenmeyi,sadece umudu seviyorum. yani anlayacağın hiç ama hiç sevmiyor...
eski bi filmi izlemek gibi.ama o zaman başrollerden biri bendim:) enteresan gelmiyor aslında çok fazla,olacaktı belliydi. anılar eskir,yüzler eskir. dünya da dönmeye devam edince. mutlaka yeni filmler çekilir. ama ne hissettiğimi bir türlü anlayamıyorum. rahatlık mı,sevinç mi,üzüntü mü yoksa kızgınlık mı? gerçekten anlayamıyorum kendimi,ve parçalara bölünüyorum yavaştan. nasıl olacak?