kediler gibi yeni cümleler. bi yandan yanaşıp hemen gitmeye meyilliler. iki okşasan sırtını,yangın varmış gibi kaçıyolar. hani huzur bulacaktık. yok kaçtı gitti işte yine.ellerin açık,dudakların büzülmüş kaldın ortada. pisi mi çıkacak yoksa içindekileri mi dökeceksin belli değil. muhattabı yok çünkü orda gitti bi yere yeni bişeyin kokusu mu geldi,senden mi sıkıldı yoksa kedi genleri gereği bişey yokken nefret mi etti senden belli değil. toparlayamıyosun bi türlü, bahçenin her köşesine kaçışıp duruyolar. halbuki tutabilsen tüm sevgini elinden aktaracaksın, o da mrıl mırıl olacak sen onu severken ama bi eksiklik var ortada. ne olduğunu anlayamadığın harflerle de aran bozulmuş:) en kolay yaptığın şeylerden biri değil mi zaten. hiç bir şeyin sonsuza kadar sürmeyeceğini bilerek , her seferinde yeni,aslında o kadar da yeni olmayan şeyler denemeye çalışman öğretemedi mi sana hala. rüzgarları arkana alıp, senin cesaret edemediğin cümleleri ortaya çıkarmaya çalışırken ...
Kayıtlar
2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bişeyleri bok etmekte üstüme yok gerçekten.bazen fazla dürüst bazen fazla saf oluyorum. kendi içimdekileri çözmeden başka insanlarla iletişime geçmeye zorlandığımda oluyor hep bu. beceriksizim hayat konusunda biraz.bi taraflarından sıkıca tutmaya çalışmadığımda kaçıp gidiyo koşar adımlarla. hep kendimi anlamaya,hep hayatı anlamlandırmaya çalışıyorum da,çevremi ihmal ediyorum bu sürede de. güzel yürüyebileyim yolda düzgün gideyim derken,kenarda kalan çiçekleri ezmiş oluyorum. sevgi savurganlığım da iyidir,çok güzel harcıyorum bazen. ve genellikle bu harcamalarım güzelliği fark ettiğim zamanlara denk geliyor. aman daha iyi olsun derken nedense bir anda daha bok edebiliyorum. doğuştan gelen bi yetenek sanırım bu benimkisi. her şey bitince de yine harflerle kalıyorum. bi sağa alıp bi sola alı,yan yana koyup bişeyler dökmeye çalışıyorum ortaya. halbuki onları düzgün sıralayamadığım için zaten boka batıyo hayat. bi de üstüne,utanmazca bişeyler yazmaya çalışıyorum kendimi anlatabi...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
çünkü... çünküsü yok,kafamın içinde filler şampiyonlar ligi finali oynuyor. ve ben de bazen kendimi dinleyip,ona göre bişeyler düşünebiliyorum. kendisiyle çelişen bi insandan daha tehlikeli bişey varsa o da;dünyayı kendi içinde yaşatıp, ona göre yaşayan insandır. ne zaman kendi içimde yaşayıp,kendimi dinlesem kendime karşıt görüşler sunuyorum sofraya. düşünmeden yedikten sonra, sabahları kusmak yine kendime kalıyor.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
sana sunduğum her harf,ardından önüne kamyonlarca cümle dökme isteği uyandırıyor. yetmiyor çünkü söylediklerim hiç bir şekilde. yetmediğini hissediyorum ya da,sanki içimde sürekli bişeyler anlatmak isteyen ufak bi cin var. zıplayıp duruyor.ağzımdan dışarı paket paket mektuplar fırlatıyor. bi türlü yetiremiyorum,dinletemiyorum. eksik kalıyorum sanki bişeyler söylemeyince, zaten eksiğim ya.. neyse...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
özlemek en ağır yük olabilir bazen sırtındaki nereye koyacağını bilemediğin için,şişelerin içine sıkıştırmaya çalışırsın acemice. sonra her yudumda yutuverirsin. şişer karnın,kırmızı başlıklı kızın büyükannesini yiyen kurda döner,debelenirsin yatağında. gündüzler gelip geçer de,gecelerden hesap sormaya kalkarsın. sessizlik hakim olmuştur çevreye,tek başına kaldığını daha güçlü hissedersin. şişelere bakarsın,onlar da sana. dur içme daha,avcı gelicek birazdan demeye kalmadan yuvarlarsın,arpa esanslı özlemleri. beyin denen,en çok çalışması gereken organın tam da bu zamanlarda mazeret iznini kullanır,kaybolur ortadan. kapının yanındaki aynaya bir not bırakarak;"bi sakin dur,gelicem ben.herşey özlemek değil.dolabı da açma!" elinde şişeyle aynaya bakarsın,diğer elinde not. notu bırakıp gitti de,onu okuyup anlama işini kim yapacak? şişe şişe değil,alaaddinin sihirli lambası sanki, yeşil yeşil çıkar içinden bi toz bulutu, "merhaba abi,bi not varmış sanki ama,onu ka...