umut ve umutsuzluk çok farklı şeyler gibi görünürler değil mi? ölmekte olan bir insanı düşünün.. ona umut sağlayan tek şey,aşık olduğu biri olmasıdır.. bu aşk,o insana yaşama gücü verir,güçlü olmasını sağlar,bişeylerle daha kolay başa çıkabilmesine yardımcı olur. ama aynı umudun sağladığı şeyler,o insanı daha derin bir yalnızlığa da itebilir. mesela;aşıktır ve yaşama gücünü almıştır,yaşamak istiyordur, ama hayatının sona ereceğini de biliyordur. e peki o insan şunu düşünmez mi? evet birini seviyorum,ona çok aşığım ve onun için yaşamam gerekir.. işte kilit nokta bu belki de; "onun için yaşamam gerekir". e peki bu insanın,ya ben öldükten sonra ne olacak diye düşünme şansı yok mudur? vardır mutlaka,ölüme yakın olan her insan bunu düşünür tahminimce.. "ben ölünce ne olacak" o çok aşık olduğun insanı düşünürsün,ben ölünce ona ne olacak? nasıl bir hayatı olacak,beni hatırlayacak mı,yoksa çabucak unutup gidecek mi? hayatı güzel mi geçecek,yoksa üzülecek mi? işte bu ikilem...
Kayıtlar
Ocak, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
röh
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
tanrı ya da şeytan.ikisine de inanmıyorum.. ama eğer ikisi de mevcutsa,iyi bir insan olmamdan dolayı(bunu ben söylemiyorum) sanırım tanrının yanına gideceğim. ama diğer taraftan ben tanrının yanına gitmek istemiyorum ki.. yani sonuçta hayatta zevk aldığım her şeyi yasaklayan bi herif. e ben bi kere dünyaya geliyorum,ve hayatın zevklerini tadamayacağım öyle mi? hem tanrı değil mi söylenene göre her şeyi yaratan?? e be allahsız(aha paradoks),madem yaratıyosun,ya da yaratılmasına gereken akılı veriyosun,niye yasaklıyosun:) mal mısın? diğer yandan kırmızı olana bakarsak(ki tasfirlerin çoğu öyledir) sen ne skim yiyosun,kendini beğenmiş,pisliğin tekisin lan. neymiş ben bunun önünde eğilmem. tamam asi bi tavrın var,otoriteye karşı gelme var,bunlar güzel şeyler de.. e be yarrağım;yok onu kes,yok onu döv,yok kötülük,yok bilmem ne.. nerde fitne fücur senin başının altndan çıkıyo. sen olmasan dünya güzel olurdu bence:) ha bi de şu var; ya aslında ilk olan şeytansa? ya devirdilerse herifi ve yerin...
acaba ne kadar sorumsuzum??
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
"uyarı:bu bir kendini karalama yazısıdır" aslında yarın bir sınavım varken bile,sabahın 5inde oturup bu yazıyı yazıyor olmam,benim ne kadar sorumsuz olduğumu gösteriyordur belki de.. bundan 7 buçuk sene önceinasıl başardığımı bilemediğim halde;istanbul üniversitesini kazandım. kazandım da,kazana kazana fizik bölümünü kazandım. ilk yıl kendime izin verdim;tamam dedim bu yıl gez eğlen,hayatının tadını çıkar,nasıl olsa bu yıllar bir daha geri gelmeyecek. e gezdim eğlendim ben de. o zamanlar eve en geç 1 de dönüyordum. sonra ikinci yıl geldi; e eğlenme turlarına başlamışken bu kadr çabuk bırakmak olmaz diye düşündüm. hem istanbula geliş amacım olan müzikle de ilgili bişeyler yapmaya başlamıştım. ve devam ettim; o zamanlar eve en geç 2 de dönüyordum. 3.sene oldu birden,ben hala 1. sınıftayım tabi.. gezmeler,eğlenmeler gırla.. katharsis evim olmuş,oradan çıkmaz olmuşum,yeri gelmiş kabinde,yeri gelmiş barda yardım etmişim,yeri gelmiş bira servisi yapmışım. eğleniyor muyum.kocaman ev...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ha bir de şu var sevgili lancığım.. kimsenin seni okuduğunda üstüne bişeyler almasını istemiyorum. sana yazdıklarım,seninle paylaştıklarım zaten olan biten şeyler, aklıma gelen ve o anda yanımda kimse olmadığı için senin duvarına kustuğum şeyler. sana kusmamın sebebi ise;yalnız kaldığımda,ya da yalnızken söyleyebildiklerimin ama insanlarla beraberken söyleyemediklerimin ne olduğunu,benim yerime senin söylemen. yok,yetersiz ya da faydasız hissetme kendini,biliyosun sana neler çızıktırdığımı,sonradan silmiş olsam bile,kimse görmüyorken senle paylaştım. o yüzden bi kuul men,yu ar dı van:)
lan?!:)
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
çok uzun zaman oldu farkındayım lan. ama değişik bişeyler var bu günlerde bende.bişeyler oluyo sanki,hissettiğim ama çözemediğim. herneyse,son bıraktığımdan beri normalim sevgili lan. sadece şaşıracağın tek bir şey var,bugün seni halka açıyorum. evet ilk defa(sanırım)benden başka insanlar da seni okumaya başlayacak,o yüzden bi overdose hissetmiş olabilirsin, sana göstermediğim yazılarımı paylaştım bedeninde bu gece:) tabi daha paylaşmadıklarım var,ama ne yazık ki onları nereye sakladığımı,ya da silip silmediğimi hatırlayamıyorum. neyse lan,halka arz ettim seni,insanları üzme,çemkirme,akıllı uslu ol.
bizbizidikotuzikikızidik vittirivittiri diye bi tekerleme vardızividik
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ay'ın santim santim yere doğru inmesini izliyorum, yavaş yavaş,ama sanki acelesi varmış gibi.. zamanın aslında yavaş görünürken nasıl hızlı aktığına şahit oluyorum. tıpkı hayat gibi,tıpkı suya attığın buzun erimesi gibi. içinde biriktirdiklerinin;nasıl da çoğaldığını farkedemezsin değil mi? sana bişey olmuyo gibi gelirken,sanki yavaş yavaş,ufak ufak birikiyormuş gibi gelirken aslında nasıl da çağlaya çağlaya büyüdüğünü farkedemezsin. sen yerinde otururken,sağa sola nota sallarken, havaya,o sisin altına bir kaç ezgi sıkıştırıp,onların duyulmamasını istediğini zannederken, aslında onların ne kadar büyüdüğünü farkedemezsin. ta ki,bulutların altından çıkıp,hışımla omuzlarına inene kadar. öyle büyük bi yük altında kalırsın ki,başın ayaklarının dibine düşer,kendini görürsün. vücudunun ruhunla ayrılmasını izlersin. ruhunun içinde ne kadar sıkıldığını görürsün. ve o yarattığın duvarların,ruhunu ne kadar yıprattığını,ne kadar kanattığını görürsün. sonra fark edersin ki;aslında istediğinin t...
bizdirivizzividik
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
hayatımı notlara almaya başladım artık, o kadar bocalamadan sonra,belki unuturum diye. insanın duygularını,kendine notlarla hatırlatması da değişikmiş. elde kalan az duyguların kıymetini bilmek mi, yoksa duygusuzluğa doğru koşar adım giderken, bünyenin yardım çığlığı mı "bak ben burdayım" diye.. buluttan nem kapmak diye atasözümüz bile var, ben niye kapmayacak mışım? gerçi ben buluttan değil,bir gülücükten değiştiriyorum kendimi tümden. aslında,benim anladığım,ya da anlamak istediğim gibi olmayan bir gülücükten bile değiştiriyorum kendimi tamamen. sadece ufak bir mimikten,(benim için olmasa da,sahibi için anlamsız bir gülücükten) bir dünya yaratıyorum kendime artık gözünün içine bakmaktan utandığım için,ufacık üçgenler içinden yakalamaya çalışıyorum gülücüğünü, yakalayayım ki,kendime asılsız bir dünya yaratabileyim. kaçırayım ki gözlerimi,canını sıkma sıkıntısından kurtulabileyim. o kadar basit şeylerden mutlu oluyorum ki;sanki kendimle çelişmeye başlıyorum. hani bana yetmeye...
vidirikzivimivi
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
kendimden kopya çekmeye başladım artık, ne yaşamıştım ben,ne hissetmiştim diye soruyorum kendime. bu boşluğu açıklamaya çalışıyorum kendime.. oysa ne güzel oturuyordun sen orda,sana bakarken hiç böyle hırsızlık yapacağımı düşünmemiştim. sokak lambasının ışığından,yere düşen damlalar gibi akıyordu sözcükler içimden. pıtır pıtır,yere düşüp daha da çoğalıyorlardı. gökyüzünün kaynağı gibi, o tarif edilemez renkle ışıldıyordun orda. bense; susamış,yağmur damlalarını içmeye çalışan kedi gibi yarı ürkek,yarı meraklı sana bakıyordum. fırsatım olsa,korkmasam gelip sürtünecektim ayaklarına.. ürkek ürkek bakıp,ta gözlerinin içine, bi lokma aşk dileyecektim. nankörlük de etmezdim ha.. alır o bi lokmamı,çekilirdim yine kendi köşeme. gülümserdin belki o zaman, bak işte o zaman,sana değil de verdiğin lokmaya ihanet edip, daha çok sırnaşırdım belki.. daha çok ver o aşktan diye. daha çok,daha çok, daha çok.. yetinemezdim eminim, en çoğunu almadan,yetinemezdim.. ama gidemezdim de başkasına, lokma değil,...
vizdirimizivik
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
yağmurlar başladı yine.. birbirlerine çarpmadan iniyorlar yeryüzüne benim yüzüme.. birbirlerine karşı bu kadar nazikken, neden benim yüzüme ve beynime bu kadar hoyrat davranıyorlar? neden her tanesi canımı acıtıp,yeni soru işaretleri bırakıyor? neden umutlarımı alıp,yerlerine soru işaretleri koyuyorlar? belki de aldıkları sadece umutlarım değil, yalarında ruhumu da götürüyorlar sanki,ulaşmaya çalıştıkları derelere. sesiz,soluk,ruhsuz... oysa ne çok severim ben yağmurları, gökyüzünden dökülen harfler gibi, alırım onları,toplarım bir kapta, biraz karıştırdıktan sonra dökerim yatağımın üstüne. sonra bi kaç parça kendi damlalarımdan ekleyip, belki bir gün gitmesi gereken yere gider diye, dondurup buzluğumda, saklarım kalıp kalıp. hoş geldiniz yağmurlar, ama yine sadece karanlık getirdiniz, yine eliniz boş geldiniz
züvzüvzüv
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bir şişenin içine koyup adının yazdığı kağıdı; attım denize. belki yürüdüğün bir kıyıda ayaklarına çarpar;merak edip açarsın, adını görüp mutlu olursun diye. ya da belki okumadan tekrar denize yollarsın; benim bu hiç bitmeyen,ama manasız umudumu kırarsın diye.. gerçekleri görebiliyorken bile insan umutla dolabiliyor bazen . hatta bazen bırak istediklerini söylemeyi,onları yazamıyor bile. ama gözlere bu kadar yüklenmek de haksızlık gibi geliyor bana. el titremesi,alın terlemesi,salak cümleler:) bunları kontrol edemezken,sadece gözlerden meramını anlatmalarını dilemek çok safça sanki. her gün uykuya dalarken adınla dalmak, her sabah uyanırken rüyaların etkisinde uyanmak.. eğer gün sadece uyumak ve uyanmaktan ibaret olsaydı gerçekten çok mutlu bi hayatım olduğunu düşünürdüm. çünkü hep seninle,ve hep benim istediğim şekilde gelişmiş olurdu.. belki konuşabilsem,gerçeklerle yüzleşip; acı ama normal hayata devam edebilicem. ama korktuğumdan mıdır nedir, bir türlü açamıyorum aklımın ve kalbimi...
züvüzüv
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
gerçekten ruh ikizi diye bir şey var mıdır acaba? yoksa bu sadece insanların yalnızlıklarından korktukları için uydurdukları bir hikaye midir? ruh ikizini kendin yaratırsın,nasıl kendi başına aşık oluyorsan.. seversin,değer verirsin,aşık olursun.. yanlış bir şey değil elbette bu, sevmek ,aşık olmak gerek. ama ruh ikizim diye tanımladığın insan aslında senin yarattığından öte değildir. çünkü sen onu o kadar seversin ki ne yaparsa yapsın,ya çok hoşuna gider ya da sana batmaz.. hayatında en az bir kere aşık olmuşsundur,bu da bir ikincisinin hatta üçüncüsünü olabileceği anlamına gelir. ve tekrar aşık olabildiğini gördüğünde daha önce"bu başka bir şey " dediğin şey, şimdi "bu sefer başka"ya dönüşmüştür. bunların bir önemi yok aslında çok fazla. önemli olan,kalbinin attığını hissetmen,sevgiyi hissetmen,hayatı sevebilmen. aşık olursun kendi başına, söylemezsin,anlatmazsın. bir vapura bindiğinde,martıların komik uçuşunu izlerken "keşke o da burda olsaydı,beraber gülsey...
bizivüzü
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
yemyeşil tepenin en ucunda duruyordun. ellerini iki yana açmış,batan güneşi izliyordun, yüzüne vuran rüzgar,saçlarını hafifçe geriye atarken,gözlerini kapamış rüzgarın sana getirdiği huzuru çekiyordun içine. döndün ve gülümsedin. arkanda masmavi denizin üstünde, çaya batırılan kurabiye gibi yarısı görünen turuncu güneş senin güzelliğinden utanıp,daha çabuk batmak için çabalıyordu. kelebekler uçuşuyordu etrafında,sen gülümsemeye devam ediyordun. koştum sana doğru,dünyanın en yavaş koşuşuydu. varamıyordum bir türlü sana. sonra gelebildim yanına, diz çöktüm çimenlere. al beni peri dedim,mahrum etme gülüşünden. gülümsedin.. gözümü kapattım,elinin yüzüme dokunmasını bekledim. gözümü açtığımda yoktun. güneş de batmıştı,deniz de artık mavi değil siyahtı. çimlerse dikene dönüşmüş,dizlerimi kanatıyordu. peri masalları çabuk bitermiş,ya da hiç başlamazmış..
vizidikmizidik
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
kocaman hayaller tek bir kelimeyle yıkılabilir kimi zaman. sen kendi kendine mutlu mutlu gezinirken ortalkta, tünelin sonunda artık bir ışık gördüğünü sandığın anda, o ışığa doğru,artık uzun zamandır beklediğin ilk hamleni yapmaya karar verirsin. toplarsın cesaretini,alırsın atının gemini eline, tam şaha kalkacakken, bir şey olur,düşüverirsin yere tepetaklak. deniz kıyısında ata binme demiştim sana. derine inersin hareket edemeden bir kaç saniye, inersin,inersin,inersin... suyun üstündeki dalgalar,güneş ışıklarını;sen derine daldığın her an daha fazla kırmaya başlarlar. sen su yüzünü görmeye çalışırken,dalgaların altında kalan,kurduğun hayalleri görürsün istemsizce. sonrası derin karanlık. sırtın yumuşak kuma çarptıığında, artık ne hayallerini,ne de su yüzünde kalan gerçek ışığı görebiliyorsundur. tünelin karşısından gelen her treni,güneş ışığı zannedersen olacağı budur tabi. ama olsun en azından bir süre,her hangi bir ışık görmeyeceksin bu suların altında, boş yere kendini sevindirip,...
bitirivizidikzüvü
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bu şehrin bambaşka bir yerinde oturuyorsun şu anda.. belki müzik dinliyorsun,belki geçmişi ya da geleceği düşünüyorsun.. benimse sana anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki.. seninle paylaşmak istediğim filmler,şarkılar,kitaplar.. e peki neden ben bunları kendi kendime paylaşıyorum. beynimi ikiye bölmek değil artık bu, beynimin her yerini sana bölmek.. her sabah gün yeniden doğuyor evet,ben hala umuduma devam ediyorum ama, güne müdahele etmezsem; o derelerin üzerinden,yeşil kırlara doğmaya devam edecek,bana haber vermeden. ve ben yine geç kalmış olacağım belki de en güzel doğuşuna.. ya adını yağmur damlalarına yazmama ne demeli? her tane yere düştüğünde; beş altı parçaya ayrılıp,buğday gibi sağa sola saçılıp yeni damlalar oluşturuyor. yeni filizler veriyor düştüğü her yerde, bir bakıyorum bütün sokak sen olmuşsun.. doğa bile bana gıcık, yazın ortasında yağmur yağdırıp,sana meylettiriyor her şeyimi.. böyle geçyor işte günler, ama mutlu.
vüzübüzü
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
mevsimler gibi değişebilir insanın günleri.. bir gün içinde yazı ve kışı yaşatabilir beyin denen vıcık şey. önce keyiften 5 köşe olursun bir anda,insanlar şaşırır, nedensiz yada basit bir şey olduğunu anlayamazlar,sanki dünyayı kurtarmışcasına seviniyosundur çünkü. sonra aradan 24 saat bile geçmez bu kez gözlerin sulanmaya başlar,nedenini bile anlayamadan damlalar dökülür. işte kış gelmiş yine.. ki gerçekten hiç bir sebebi yoktur da.. sadece kıpırdanmalar yüzünden. boğazına inmeye bile cesaret edemeyen,beyninde ikamet etmekte olan ve bundan son derece huzursuz olsalar da,korkudan bi kaç basamak dahi aşağıya inip, ciğerinden gelen havanın üstüne binerek,ağzından fırlayıp o perinin kanatlarına konması gereken sözcükler, inatla otorurlar yerlerinde kıpır kıpır. onların kıpırtılarysa senin ellerine yansır belki. düşünürken yerdeki parke taşlarına bakıp, bir anda kıpırtıları artar bu afacanları. sonra bakmışsın sadece ellerin değil,yüreğin de titremeye başlamış ve yüzüne yine o gülümseme sa...
vittiri vit
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ne yaptığını bilmeden çaresizce uçmak karanlıkta. bir ışık hüzmesinin hayaliyle,duvarlara çarpa çarpa ilerlemek.. ışığı görünce salaklaşmak,saflaşmak,yetilerin kaybedilmesi.. acıklı bir durum gibi görünse de ,ışığın peşinden koşan ufak böcek için de durum aynı mı acaba? o da "ne kadar salağım,acaba şu koca insanlar ne diyolardır benim bu manasız uçuşuma?" diye mi düşünüyodur, yoksa ışığın;o karanlıkta,onun için ne kadar önemli olduğudan başka bir düşünce yokmudur kafasında..ya da anteninde.. peki ya ışığı gördüğünde,tüm gücüyle üstüne gidip,ona çarpması ve ardından yere düşmesi esnasında ne düşünüyordur acaba? ya da bazen,cesaret edemeyip,sadece çevresinde uçuşu verdiğinde.. biz koca yaratıklar ""haha,salağa bak,nasıl da düştü çarpınca" diye dalga mı geçeriz,yoksa "ışığa koşar pervane,bilmez yanacağını" diye şarkı mı yaparız?.. ya onun hissettikleri öyle değilse,ya sadece ışığın güzelliğinde büyülenip,salak salak uçuyorsa etrafında,ne yaptığını bilmed...
jivjiv
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
hiç böyle gülmemiştin demişti arkadaşlarım bana, ne zaman o fotoğrafa baksam ben de öyle düşünüyorum,hiç öyle gülmemiştim.. notalar beynime işlemeye başladı,her vuruşun altında kalıyorum. yüzüm daha çok kasılıyor,gülüşüm daha çok eskiyor. e bu değildi ama benim planladığım,notalara vurdukça,benim de gülümsemem artacaktı. "çık içimden" diye bağırmayacaktım sözcüklere,onların kendileri çıkmalıydı. vuran her notada,yağmuru istememeliydim,onların gökkuşağı renkleri olması gerekiyordu. acıkmamalıydım bu kadar,ya da karışmamalıydım. kendi halimde devam etmeliydim bir şeyleri yaşamaya.martları severken,kargalara dönmemeliydim tekrar. kanatlarının altına aldıkları ağır hava gibi,düşüncelerimi saklamamalıydım. ya da belki de saklamalıydım,belki de,gösteremediğim yüreğimin içinde kalanlar sadece bana kalmalıydı. karışık yazılar yazmamalıydım,içinde umut,sevgi,umutsuzluk vesaire olan.. güneşe karşı o kadar huzrlu oturmamalıydım belki de, kendime bakmalıydım aynada,kendimle büyütmeliydim...
zibizibi
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bazen susmak en iyisi.. sus ki,kendi ellerinle yetiştirdiğin umutları,yine kendi ayaklarınla ezme.. sus ki her sabah,o yaprakların arasından bakıp,doğan güneşi gör.. sus ki,mutlu olmaya ve hayattan zevk almaya devam et.. imkansız tabii, eninde sonunda bişeyler yapıcaksın, kalbin,ağzın rahat durmayacak.. sonra kendi kendine yaşamaya başladığın şey hakkında,kendi kendine teoriler üreteceksin. kiminde kendini üzeceksin,kiminde yeni umutlar ekmeye çalışacaksın üstüne bastığın,yamuk yumuk bitki artığının yanına. ben sana bişey söyleyeyim mi? ne yaparsan yap,nasıl yaparsan yap,o umut çiçeğini yine kendin ezeceksin.. bazen susmak en iyisi
zipizipi
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ellerim gökyüzüne uzandı az önce, görebildiğim tek şey çizgiler oldu. tutmak istediğim şeyin yanılsamasının çizgileriydi belki de.. peki beynimdeki çizgileri ne yapıcam? ellerimi açtığımda,avucumdaki çizgiler kaçışıyor sağa sola,ama ya kafamın içindekiler? onlar kaçışsın istiyomuyum gerçi,önce bunun cevabını bulmam lazım. cevaplara ulaşmak çok da zor değil aslında,sorun cevaba ulaşıp ulaşmamayı istemeyi bilmek de.. ama çözücem,belki ilk defa böylesine bişeyi yaşadığım için bocalıyorum ama çözücem. gerçi çözmek için adım atsam,artık rüyalarıma hakim olamiycam,istediğim gibi gülerek uyanamiycam ama, ya yarın ölürsem? pişman olduğum hiç birşey olmasın istiyorum hayatımda.. ama .. çok amalamaya başladı bu yürek, bişey yapmalı
fittiri
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ne kadar çabalarsan çabala mutlaka dibe vuracaksın. ne ilk,ne de son olacak. hayat döngüsü devam ettiği sürece bunu yaşamaya devam edeceksin. tek önemli olan,oraya ne kadar hızla indiğin,ne kadar derine indiğin değil,ne kadar çabuk çıktığın ve yüzeyde kalmak için ne kadar çabaladığındır. kafanın üstündeki siyah suları aşmaya çalış ki,onun üstündeki mavilikleri görebilesin. böylece hep yüzeyde kalmaya çalışmak için bir sebebin olur. bir kedi,nota,koku,tat,gülücük. herhangi biri senin yukarı çıkmanı sağlayabilir. yeter ki ucundan tutmayı iste. çabalamaya başladığın zaman,ne için çabaladığını da unutma ama. önemli olanın yukarı çıkmak değil,ne için çıktığın ve ne kadar çabaladığın olduğunu hatırla... tutun ve çık yukarı,ama tutunduğunu aşağıya çekmeden, bencil olmadan ve nazikçe.
pittiri
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
çok uzak değil aslında şu anda olmam gereken yer,kısa bir yağmurlu yolculuktan sonra varabilirim. ama ya vardıktan sonra, ya vardıkta sonra,vardığım yerle aramda hala çok uzun yollar olduğunu görünce ne yapmalıyım? tutmuş minik bir kancayı,saplamış yüreğime çekiştiriyor beni ufacık bir peri;kanatlarını hızlıca çırparak. dönüyor başımıjn etrafında,kanatlarından yaldızlar saçarak. direnmek istemiyorum açıkçası,alsın götürsün beni.. ama yolun sonundaki yol,o da orada olacak. o zaman ne yapacaksın peri?beni serbest bırakıp,yolun sonuna doğru hızla uçmayacakmısın? uçmasan olmaz mı? tutsan ya benim ellerimden,konsan ya burnumun ucuna,kanatlarının rüzgarını yüzüme çarpsan ya.. olmaz mı peri? korkma,yağmurlar kanatlarına zarar veremez. avuçlarımla saklayıp korurum onları ben. tamam uç o zaman,uç hadi. ben arkandan bakayım. güneşin önünden geçerken el sallarım sana. ama bari kanatlarındaki incilerden biraz bırak ellerime. bırak ki, onlara bakıp,o yola çıkmak için bir kıvılcım yakayım kalbimde.
vüzvüzvüz
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
hayaller içinde kalıp,gerçeklerle yüzleşmeye korkarak,incinmeden yaşamaya devam etmek mi daha güzeldir, yoksa hayallerden sıyrılıp,gerçekliğe adım atarak ne geleceğini görmek mi? hayal içinde yaşamak insana daha güzel geliyo bazen.tıpkı "lucid dreaming" gibi:) hayallerinde her şeyin efendisi sensin.ne yapmak istiyorsan,nasıl yapmak istiyorsan onu yaparsın,kimse sana karışamaz,kimse önüne çıkamaz,kimse mutlu olmanı engelleyemez... de hayatı yaşamış mı oluyoruz o zaman?acı çekmeden mutluluğun farkına nasıl varacağız,nasıl hayatta kalmayı öğreneceğiz? evet hayat her zaman insana istediğini vermiyor,hatta bazen elinde olması gerekenleri de alıp götürüyor. ama hayat bu işte,sen ne yaparsan yap, bi şekilde o çarklar dönmeye,oyunlar oynanmaya devam ediyor. kimi zaman baş rol alıyorsun,kimi zaman figüran.. sanırım en güzeli kendine bir kulis yaratmak. oyuna ara verdiğinde,oraya kaçıp,aslında oynamak istediğin şekilde oynamak. tabi bunun sen hariç kimseye faydası olmayacaktır ama,sana...
bişeyler
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ne yazsam ki? ne kadar korkak olduğumu mu yazsam acaba, iki adım ötedeyken konuşamadığımı mı yazsam? neden konuşamadığımı da söylesem mi ki? korktuğum için desem mi? belki sadece çok aşık olduğum için beynimin oynadığı oyunlar,belki sadece gerçekler.. belki sadece kırılmamam için yapıyosun,belki bişey yapmıyosun bile olsun,içimde büyüsün bu biraz daha çok acayip bi hale geliyo çünkü,onu tanımak istiyorum:) bazen duygularımdan utandığım için,seni rahatsız edeceklerinden korktuğum için gözünün içine bakamadığımı mı yazsam yoksa yoksa yoksa,kendimi çok mutlu hissetmek istediğim için ta gözbebeğine baktığımı mı yazsam.. gülüşünü mü tarif etmeye kalksam acaba?? ama yok,o aşar sanırım biraz beni.. ne yazsam,sabahın körünü geçmiş,direk sabahın kendisiyle karşılaşmışım yine.. ne yazsam.. gündüzlerden farksızsın,yağmurdan farksızsın,kelebeklerin kanatlarından farksızsın, bunu yazarken,aklıma geldiğin için elime düşen şeyden farksızsın, tuzlu,ıslak,bilmemne ne yazsam... her uyandığımda,sen bilme...
vitvitvit
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
tek bir gülücük neleri değiştirebilir? savaşları,tarihi,edebiyatı,şarkıları,geneli ve özeli? sanırım hepsini değiştirecek güce sahiptir,çünkü tüm sayılanlar insanlığa ne kadar yön verse de,ortaya çıksın ya da çıkmasın,hepsinin altında aşk vardır. ve sonuçta hepsinin altında insan ruhu vardır. insan ruhu ise,kendinden daha fazla sevebileceği bir şeyi bulduğunda,gözünü kırpmaksızın,onun peşinden gitmeye karar verir. bu yüzden değil midir zaten,bazen inanmadığımız şeylere onay vermemiz,bazen sevmediğimiz şarkılara eşlik etmeye çalışmamız,ya da bazen,en azından kendi tarihimizi değiştirmeye çalışmamız. gülmeyi bilen insan,mutlu insandır,gülümsemelerden zevk alan insan daha da mutu olandır. sonuca varmasına veya yola dahi çıkmasına gerek yoktur belki,çünkü mutludur. ama ruh onu ele geçirince,o zaman yetinememeye başlar ve daha fazlasını ister. belki de o zaman;sadece kendi tarihini değil,tüm insanlığın tarihini de değiştiriverir. bir fizikçi adayı olarak söyleyebilirim ki,herşey büyük patla...
vittiri
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
çekip kopardım takvimdeki son yaprağı,altında eski günler kalmış.. tuttum tüm kuvvetimle,çektim... tertemiz bir duvara sahip oldum şimdi,üstünde ufak çivi delikleri olsa da,o kadar da olsun,bakılığında bu evde insan yaşamış densin diye ellemedim hiç. elim ayağım titredi bir süre,kan akışı normale döndüğünde gökyüzüne baktım. bi tuhaf renkliydi.. o zaman yeni takvim asılmalı bu duvara dedim içimden. sonra dışımdan,yüksek sesle söyledim kendi kendime. dinledim kendimi bu kez sanırım,beni mutlu eden şeylere baktım,mutlu oldum:)
bıkbıkbıık
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
mutluluğu kaybetmemek için hiçbir şey yapmadan durulmalımıdır öylece?kıpır kıpır olduğunda bile,sadece içinden,kendine mi söylenmelidir her şey? niye korkulur ki bu kadar zamandan,ya da niye atılır içe sevinçler? acaba içeride büyüyüp,kimseye gerek kalmadan özgürce büyüyebilsin diye mi,yoksa sadece tohumu toprağa atınca,üstüne basılmasından korkmaktan mı? olsun,sen mutluysan dünya mutlu,nasıl olduğunun pek bi önemi yok gibi. öyle mi yoksa? tek başına bi anlam ifade etmez mi ki? paylaşmanın sınırları ne mutluluğun? kendi kendine sorular olmadığına eminim:)
...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
seni sevmek,suyun kokusunu sevmek gibiydi. en ihtiyaç duyulan anda,en nefes alınamayan anda,yardıma koşan su kokusu gibi. oksijen gibi. belki bundandır yağmurları sevmem,belki bundandır gözyaşlarını sevmem. ama bir şey vardı çözümleyemediğim. neydi bunun sırrı? ne; bu kadar seni ben yapıyordu,ya da ne bu kadar beni sen? ben mi öyle algılıyordum çocukça, yoksa sen mi kandırıyordun beni? belki de doğanın dengelerinden biriydi,sen yaşamak için suya,havaya muhtaçsındır ama havanın veya suyun senle bi işi yoktur. veya ateşin tapınılmak için insanlara ihtiyacı vardır,çünkü kendi kendine yanarsa,mutlaka söner. yağmurun altında yürürken buhar çıkar omuzlarından,kafandan. ruhunun resmidir o işte.. eğer onu tutabilirsen içinde sonsuza kadar;mutlu olmasan bile yaşayabilirsin. çünkü gerçek sen,sana kalır. ama bırakıp gitmesine izin verirsen onun... sadece yalnız,boş bir beden olarak gezinirsin dünyada
...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
azrail sanki arkamda,nefesini ensemde,yanaklarımda hissedebiliyorum. keşke geldiğinde onunla oyun oynayabilseydim,twister olur,amiral battı olur.. aa pardon,hayat filmler gibi değildi unutmuşum.bir an öyle düşünmek hoşuma gitmişti. daha doğrusu işime gelmişti. işte elimde bir anahtar daha var,bu kez kapıyı açabilecekmiyim acaba? ardında çok buyuk bi parlaklık var muazzam bir ışık olmalı bu. ya da bunu da mı görmezden gelip,cebime atıcam,nasıl olsa karanlığa alıştım diyerek. acaba gerçekten karanlığa alıştım mı,yoksa ona alışma hissi mi güzel geliyo? acıyı yaşamak için ben mi çabalıyorum,yoksa acının sonlarına geldiğim için mi boyle düşünüyorum. ya da o karanlığa çok alıştığım için,ışıktan mı korkuyorum. ya da delirdim mi ben:) sanırım en mantıklısı sonuncusu oldu:) yelkovan akrebin peşi sıra koşadursun,ben gokyuzundeki guneşe bakmaya çalışırken,pardenin arkasına saklanıcam galiba. yazık:)
...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bir damla kopar gözünden,yavaşça akar sen ne denilmek istediğini anlamaya çalışırken sonra diğerinden bir tane daha,sevinçten mi,üzüntüden mi niye olduğunu anlayamadan birleşir ikisi dudaklarının üstünde. yazarken bile başka dudakları düşünürsün kendininkileri çoktan unutmuşsundur. tıpkı her şeyi yaparken,her şeyi hatırladığın gibi,eksikliği değil de,başka bişeyi hisedersin. tam eksiklik denemez buna,ama adını koyamazsın bi türlü. haftalarca hiçbiyere çıkmadan,perde önünde,nota altında,duman altında,alkol içinde geçirirsin hayatını. sonra o kadar zayıf düşersinki hem bedenen,hem zihnen;artık birer birer kopmaya başlar parmakların yazı yazarken,ruhun incelmeye başlar en sağlam dediğin yerlerden,sonra kopar bi gün "pıt" diye. kalakalırsın sokak ortasında. nasıl geldin buraya,neyle geldin,kim getirdi hiçbişey hatırlayamazsın. bakarsın salak salak etrafa,yağmur yağar,ıslanırsın.sonra kucuk bi kız cocuğu gelir yanına,dilenir. "abi" der elini sana uzatıp,suratına sevimlil...
...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bu bir şarkı olsun çalsın sabah akşam beynimin içinde. aksın gözlerimden notaları sessizce. çığlık atacağım zamanlarda,içime gömeyim korkumu. geceler gelsin geçsin, ben yine ben kalayım,hiç değişmeyeyim. alkol de değiştiremesin beni,yalnızlık da,umutsuzluk da. hatta her şişenin sonunda kalan iksirden,yeni umutlar filizlensin. ya da umut falan filizlenmesin,sadece ben değişmeyeyim. yeniden yazabileyim içimden geçenleri,tıkanmayayım artık. hangi yaz o kadar sıcak olmuştu,ya da hangi kışta battaniye altında olmak istemiştim ki bu kadar. çok sahip olduğum bişey yoktu,çok başardığım bişey. ama hepsi için bi tane umut vardı ,elimi uzatabildiğimde tuttuğum. yazıların gözümün önünden kayıp gitmesine aldımıyorum da,eski yazıların ekrana takılıp kalması koyuyor bana. gecelerin sonunda sadece tek konu konuşmak canımı mı sıkıyor,yoksa ben mi gidiyorum o yöne onu çözmek istiyorum. hoş,çözsem ne olacak? bi şarkı olsun,bana anlatsın beni,bana anlatsın geleceği
...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
yine gece,yine yağmur,yine göz altlarımda çizgiler,yine ıslak... durup dururken,hiç alakasız bi şeyde bağıra bağıra,ben ............... çok özledim diye ağlayabilmektir belkide aşk,ya da alışkanlıktır.pınarlardan oluk oluk gelen duyguya engel olamayıp,onundeki butun gecekonduları yıkmasına izin vermektir aşk. zayıflığını göstermekten korkmayıp,gözyaşlarınla cansuyunu vermektir aşk. bundan sonra sadece kendi başına olduğunu bilip,insanların ilah dediğine sırt çevirmektir aşk. yağmurun altında yururken,dolmuşla eve donerken,vapuda martıya simit atarken,galatanın altında oturup,oraya giremezken,kedileri severken,masum bir çocuk görürken,hayatını hiçe sayarken aklından geçelerdir aşk... nedir peki aşk?? hiçtir bazen ve herşeydir..
...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
yine aynı melteme verip yelkenleri,açılmaya başladın değil mi geminle? bir kaç fersah yol alıp,o meltemin fırtınaya dönüşeceğini de görüyorsun oysa ki.. ama yine de,bu yaz gecesindeki o serin meltem seni aldatmayı başarıyor,herzamanki gibi. açıl açıl sen,doldur yelkenlerini o tatlı rüzgarla. ilerdeki kayalara çarpınca bu sefer kurtarabilecekmiyim acaba seni. mutlaka kurtarıcam,ama bu sefer ne yardımıma koşucak.ya da hayatımın uyanmam için alarm verdiği saati ne kadar ileriye atıcam. ama bu kez sana çok açıkça söylüyorum.bu fırtına her zamankinden uzun ve her zamankinden sert olucak. ve belki yeni bir gemiye ihtiyacın olucak.daha çok çarpmak,kayalarda daha çok parçalamak için..
...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
avuçlarım yanıyor. yine kalbimi derinlere bastırırken yakaladım kendimi,ama durmak istemedim çok fazla. belirsizlikler ülkesi tabelasını gördüğümde çok geç kalmıştım diğer yola sapmak için.susuz,ağaçsız bu toopraklarda ilerlemeye başladım ya yine,artık garipsemiyorum bu boşluğu. bişeyler var,aklımın ucunda,ama dökülemiyorlar dilime. yine sabahlar karşılamaya başladı beni evimde,yine yalınayak yürümeye başladım asfaltlarda. yine şişeleri birbirine çarparak,gürültüleriyle iç sesimi durdurmaya başladım. yine şeytan iksiriyle boğulmaya başladım,yüzerken içinde,etimin yanmasına aldırmadan kulaçlar attım. sıkıntılarımı notalarla paylaştım,notalar dile gelip "oha" dedi. en dramatik sesimi ararken,aslında düşünürken,beynimde yankılanan sesim olduğunu farkettim,kulaklarım kanadı. dik duramadım sandalyede,vücüdum inat etti,kasıldı,titredi,bırakıverdi kendini. bulutlar dağılırken gökyüzünden,her saniye biraz daha ısınırken hava,damarlarım tutuverdi kanımı,akıtmadı,dondurdu. gözlerim dah...
...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ve bir kağıt gibi yırtılırken gökyüzü, sadece altındaki lalere neşe getiriyordu gökteki bulutlar. ne ıslanan kedilere,ne aç evsizlere,ne yürümekte zorlanan ve ıslanan yaşlılara,ne de kalbi kırıklara getirmiyordu. sadece lalere. laleler sevinçli,laleler neşeli,laleler rengarenk.. yanlarındaki patikalarda yuruyen ayakların aksine,hayat dolu.. ayaklarsa,nereye gittiklerini bilmeden,"bir tane,bir tane daha" diyerek birbirlerini kovalıyor. kıyıya çarpan yüksek dalgaların ıslatmasına aldırmadan,devam ediyorlar yürümeye. neden aldıracaklarmış ki?.. zaten gökyüzünden gelen damlalar ıslatmıyor mu onları. peki ya kalpler,o içi kan dolu,vıcık vıcık,7 gün 24 saat çalışan şeyler. onlar nasıl ıslanmayı beceriyor? ya da neden tamir olamıyor bir türlü,çok kolayken oysa ki.. istanbulda lale zamanı yine laleler tek mutlu olanlar,ayaklar ve kalpler değil
ay
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
nedense hep "AY" a şarkılar,şiirler,yazılar yazıyorum. gecenin bi körü,dışarısı çelik gibi soğuk,ay ise bi o kadar parlak. yıldızları saklıyor ayın parlaklığı.ama yıldızlarda ona inat edercesine parlamaya çalışıyor bu kirli antep gecesinde. havada duman,is,sis,pis var. üşürken,ilk gençliğimin geçtiği balkonda otururken,tabii ki efesimi yudumlarken aklımda bir çok şey var. hayatı mı düşünmeli,insanlığı mı,yoksa yoksa...... ne düşüneceğine karar veremeden,bulutlar kapatır ayı ve bütün ilham kaçar hayatı zamanında yaşamak gerektiğinin bi göstergesi mi bu,yoksa sadece efesin bir oyunu mu?:) yüreğin içindekileri,paket açarmışcasına masaya koymak olabilseydi keşke. o zaman kelime aramak,seçmek,beğenmek zorunda kalmazdım. keşke kafamdan geçenleri,saniyede 20,000 kare fotoğraf çeken bi makineyle çekebilseydim. o zaman kendimi çok daha iyi anlayabilirdim... al işte,gitti bütün yıldızlar ve ay.. kalmadı benim içimde de bişey bu gece. zamanında yaşamak lazım herşeyi, saatini geçirdin mi...