ellerim gitmiyor kelimelere.. boşalmış içim. ne sevdiğim melankoliyi tadıyla yaşayabiliyorum, ne de gitmek istediğim güzel,güneşli bulutları hissedebiliyorum. vakumla çekilmiş gibi sanki. boş,bomboş içerisi. bi kırıntı bile yok herhangi bi şeye dair. duygularım burada belki ama, kim bilir nerelere saklanmışlar. ki bulmak için uğraşmaya da isteğim yok. güneş ne zaman doğmuş ne zaman batmış.. balıklar kafalarını sudan çıkarıp insanları izlemiş mi? martılar simitlere atlamaya devam ediyorlar mı? yağmurlar neden hala yağıyor? çok mu canı sıkkın dünyanın? hiç birini düşünmek istemiyorum,düşünmüyorum da zaten. kendimi kendime de kapatabilsem ya keşke. sevinmek veya üzülmek için bi şeyler aramıyor olsam. yapamıyorum artık çünkü. düz oldu dünya, kenarlarında sular dökülen bi tepsi şimdi. hiç bir özelliği,güzelliği görünmüyor bana. var mutlaka,ama görünmüyorlar. düz,dümdüz. ay farklı değil artık;bi ışık parçası. güneş desen bunaltan bi sarı toptan başka bişey değil. bu...
Kayıtlar
Mayıs, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bir umut öldürür insanı,bir de vicdan. ya da bir umut yaşatır insanı,bir de insan olabilmenin erdemi. yani her iki ihtimalde de ölüyosun, ya da yaşıyosun baktığın pencereye göre. e yaşıyorsun ama,olan bu. uyanıyorsan,nefes alıyorsan,yemek yiyorsan,seviyorsan.. yaşıyorsun. seni öldürdüğünü sandığın şeyler yaşatıyor seni, sana farkettirmeden belki de; doğuruyorlar yeni günleri. sen de yaşayacaksın. " Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en gü...