Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
bi prenses varmış o bik bik yapmış da,şöyle yapmış böyle yapmış.. oturmuş kaburgalarımın tam üstüne; ağırlık mı desen,yoksa sevgi mi desen bilememişsin ilk zamanlarda. rüyalarında karşılaşmışsın onunla,onu çok sevdiğini söylerken.. günler geçmiş,yıldızlar düşmüş.. her seferinde farklı bir güneşle karşılaşmışsın.. sanki hep aynı olacak dediğin güneş; onun yüzlerine bürünmüş. sen de rahat durmamışsın.. sen de korkmuşsun zamanlardan,saatlerden,akreplerden. ve sonra ilk defa gök yüzüne baktığında onu görmüşsün. nefes almak için çıktığın göğün seyrinde o var.. bi yerlerden deniz bulmuşsun,bi yerlerden pembe duvarlar:) çok az zamanlar hatırlıyorsun hayatında mutlu olduğuna dair. hepsi de; ya onun sesini duyduğunda,ya onu gördüğünde... kocaman yıldız tarlalarının ortasında. koşuyorsun nereye gittiğini bilmeden. koşuyorsun o parlakların arasında bir oraya bir buraya. e seviyorsun çünkü; halley olmuş bin yılda bir geçiyorsun yörüngesinden. seviyorsun çünkü; en sevdiğin gezegeni kullanarak onun ...
sadece sarılmak mı acaba özlenen? kokusu sararken boynunu,elleri saçlarındayken.. sıcacık,içinde sadece onun olduğu gözü açık bir rüya. aslında korktuğundan daha fazla özlediğini anlatan sana. başını döndüren,gözlerini karartan bir kaç dakika.. ufak cümlelerle bezenmiş,dakikalarca sarılma. gözlerini göremediğin için üzülüp kendine geriye çektiğin bir seramoni.. o iki hazineye baktığında cennette kaybolduğun ufacık anlar.. tenini hissetmek aylar sonra;kokusunu, nefesini içine çekmek.. yine istediğin her şeyi söyleyemezsin tabi. ne de olsa öylesine sıkı kapatmışsındır ki o sandığın kapağını, yetmezmiş gibi üstüne koyduğun ümitlerin de ağırdır fazlasıyla. hem,sarılarak da verebilirsin zaten hislerini. sıkıca sarılarak. her şeyden çok istediğin kadar sarılarak. sıkıca,bir yere bırakmayacağını anlatabilirsin sarılınca. sonsuza kadar içinde tutabileceğini gösterebilirsin. aşkın çekimi alır ikinizi de.. savurur sanki siz sarılırken, dönersiniz koca karanlığın ortasında. ufacık bir ışığın etra...
korkularım tutuyor kollarımdan. yarın sabah uyanma diyorlar bana yanma ve görme bir gün daha... ne olacak sanki,bir güncük daha eklediğinde hayatına ne değişecek. belki yağmurların hızı değişmeyecek,belki nehirlerin yönü değişmeyecek belki güneş yine aynı yerden doğacak. ya da insanlar yataklarının aynı taraflarından kalkacak. genelden basite değil işte. neden bilemiyorum,ya da niye öyle bilemiyorum. ben mi kendi kendime yazıyorum bu satırları,yoksa bi arkadaş mı tutup parmaklarımı basıyor tuşlara.. ama şu anda korkuyorum,sabah uyandığımda da korkuyor olucam.sonra seni gördüğümde de. ç ok da korkak değilim aslında ama. hayatın her kötü yüzüyle karşılaşmama rağmen... ama yine de en büyük sevgiyle karşılaşmaktan korkuyorum.güneşin her gün farklı bir açıdan doğduğu bu dünyada,yatağın kalkacak iki tarafı olması saçma sanki.. yatağımdan kalkarken suratımdaki gülüms............