meğer ne çok sevmişim senin o güzel,o kocaman gözlerini. ne çok özlermişim senin gülüşünü.. "ay"ın üzerinde "gül"ler yetiştirecek kadar rüyalarımda.. yanlarında mis kokulu nergislerle.. hani o beraber oturup,güneşi izlediğimiz ağacı da ekleyivermişim.. yine sen kendi şatonda,ben kendi şatomda, uyuyamayarak,özleyerek,yaşayarak..
Kayıtlar
2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
pembe odacık
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
yazmıyorum artık,yazamıyorum. tutuyorum kelimeleri gırtlağımdn çıkmadan,bastırıyorum aşağılara doğru. sabahları mide bulantımın da sebebi bu sanırım. çok yükleniyorum ona,alamayacağı kadar karanlık yolluyorum. yazmıyorum artık çünkü, her kelimede; sanki yeniden yaşar gibi yaşıyorum,sanki yeni anılar yaşamış gibi,hayattaymış gibi,etten kemiktenmiş gibi, oysa, sadece ben varım; gerek ayna karşısında,gerek duvar karşısında,gerek yastığa sarılıp uyuyan.sadece ben. oysa sadece ben varım orda.. tek..yalın..yalnız. her sabah daha büyümüş oluyor kafam,daha ağrılı,daha düşünceli. taşıyamamktan yakınıyor bana.. yok diyor,ben artık doldum,ne yapacaksan yap;yoksa patlayacağım ben.. e patla be çocuk. savrul duvarlara.. siyah yatağım senin rengini alsın. parçaların boş bira kutularına dolsun. madem böyle rahatlayacaksın,patla da kurtulalım.. ama yok,sen de oyun oynuyorsun bana. tıpkı diğer benler gibi. sen de ne istediğini bilemiyorsun ki. biliyorum neden evde o kadar mum yaktığını.. tek derdin,içi...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
O kadar sert bastim ki topraga,ayagimin altindaki yapraklar paramparca oldu. her adimda bir damla biraktim topraga.ellerim kenetlendi sıkmaktan. Son kez çıktığımı düşünmek bile istemedim o bana gülen apartmandan. Son kez olmasın dedim o öpüş. Son kez kalmış olmasın o koku üstümde. yürüdüm,yürüdüm. Attım kendimi bu yol kenarında terkedilmiş,yalniz çay bahçesine. çayi da hiç sevmem hani, bitki çayi olmadıkça. Seni de sevmiyorum ki aslinda. Sadece gozlerini seviyorum,sadece gülüşünü,sadece konuşmanı,sadece odanı,sadece yanında uyumayı,sadece sen uyanmadan hemen önce uyanıp gözlerini kırpıştırışını izlemeyi,sadece beraber kahvaltı yapışlarımızı,yeni yemekler keşfedişimizi,sadece filmler izleyişimizi,sadece gizli saklı ellerini tutmayi,sadece tenini,sadece kokunu,sadece sana masallar yazmayı,sadece seninle şarkılar dinlemeyi,sadece bi türlü anlaşamamızı,sadece senin yanındayken susmayi,sadece saçlarını okşamayı,sadece gizlenmeyi,sadece umudu seviyorum. yani anlayacağın hiç ama hiç sevmiyor...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
eski bi filmi izlemek gibi.ama o zaman başrollerden biri bendim:) enteresan gelmiyor aslında çok fazla,olacaktı belliydi. anılar eskir,yüzler eskir. dünya da dönmeye devam edince. mutlaka yeni filmler çekilir. ama ne hissettiğimi bir türlü anlayamıyorum. rahatlık mı,sevinç mi,üzüntü mü yoksa kızgınlık mı? gerçekten anlayamıyorum kendimi,ve parçalara bölünüyorum yavaştan. nasıl olacak?
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ufacık,körpecik aşkım beni büyütüyor içimde. tam aksi olması gerekirken,o bakıyor bana. sebebini sorguluyorum,gözlerimde buluyorum. ayna karşısında belli ediyor kendini hemen. bakıyor bana tam karşıdan;"sen"diyor. sen büyüttün beni,sen güçlendirdin. sen sarıldın,bırakmadın en üşüdüğüm zamanlarda, sen korudun kolladın beni,korkular karşısında, sen tuttun ellerimden,gürül gürül akan sellere sen teslim etmedin, kendinden korudun beni, hiç sesini çıkarmadın,kendini dinlemedin. umutsuzluk sıkarken boğazımı; sen çıkardın beni göklere,sen nefes aldırdın. sen verdin ab-ı hayatı bana, titredin üstüme beni büyütürken. yaban otlarını temizledin etrafımdan. göz yaşınla büyüttün beni. sonsuz çayırların ortasında;bu kadar büyüyebilmemi sağladın. şimdi sıra bende. bu kez ben koruyacağım seni. aya uzanan dallarımla ben koruyacağım seni. ayın ışıklarını süzerek gözlerine göndereceğim rüyalarında;rüyalarını aydınlatacağım. köklerimi salıp toprağın en derinlerine;gülleri coşturacağım çevrende e...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
gülmüştüm, neden gülüyorsun diye sormuştu. daha çok gülmüştüm. hep gülmek istemiştim. güzel bi yatakta,güzel rüyalarında kıpırdanan güzel gözlerle bakarak uyanmayı istemiştim. hep gülmek,onunla gülmek istemiştim. şimdi ne oldu peki? neden bu yazılı olmayan,düşmanlık kokan oyunun içinde debeleniyorum? ya da bunu sadece ben mi fark ediyorum? belki de sadece ben uyduruyorum. kafamda kuruyorum,ölçüyorum,biçiyorum.. tek bir sonuç çıkıyor,olmuyor. gülmeden yapamıyorum. kendi kendime konuşuyorum:) iyi ya,biraz daha kendimle konuşayım o zaman ben. beni zaten sadece ben anlayabiliyor. bir kaç yıl geçsin,belki o zaman yeniden kendimle konuşmak için başka bi bahane bulurum. gerçi o 10 yıl sonra gelmiş bi rüya olamaz ama. ya da rüyamda onun görürken,ona bişey olduğunu hissederken beni uyandırıp sesini duyuramaz ama. merhaba sayın kendim,işte yine birlikteyiz. hadi uyuyalım da açılmasın gözlerimiz.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
tek tuşla yazdığım her şeyi silmem bana büyük umut veriyor gerçekten. hayat devam ediyor gibi sanki. yazıyorum yazıyorum,onlar benim tek yanlış hareketimle siliniyor. diyordum ki; neyse bişey demiyordum say sen onu:) içinde ne vinçler,ne yollar,ne çiçekler,ne 8 kollular,netimsahlar,ne güzel gülüşler vardı böyle oluyo hep;senle ilgili bişey düşünsem,aklıma her şey geliyo. her şey de kendini benimle beraber yerken bana bişey bırakmıyo.hep sessiz kalmak istiyorum,ama yapamıyorum:) bişey saplanmış kalbimin sağ tarafına. sıkıp duruyor beni.evet sağ dedim,anatomiyi de senden öğrenecek değilim. tamam kalbimin yerini sen öğretmiş olabilirsin.. neyse,ne diyodum; sanki bişey saplanmış gibi sağ tarafıma. kocaman gözleri var,ne zaman uyumaya çalışsam dürtüyor beni. ya da ne zaman kendimle kalmaya çalışsam hemen gözlerimin önüne geliyor gibi. belki de benim o zaten.. evet evet benim; kendi kendine denizler,kahvaltılar,uykular düşünen. benim;kendi kendine hayatın geri kalanını düşünen. e madem benim...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
geceler sanki yeterince ağır değilmiş gibi,bir de yağmur yağmaya başladı tentemin üstüne. doldu doldu doldu tam ortası,ağırlaştı giderek. sonra sağından solundan akmaya başladı damlalar,beni yağmurdan korusun,anılardan korusun diye üstüme aldığım tentem ağlıyordu. ağlıyordu ve ağladıkça ağırlaşıyordu o da benim gibi. bi rüzgar esti,savruldu sağa sola,belki de kurtulabileceğini düşündü damlalarından,çırpındı.. beyhude.. daha da ağırlaştı,taşıyamaz oldu kendini. bıraktım kendi kendine,dolsun iyice,sonra patlasın kurtulsun diye. izledim uzaktan,damla damla,şırıl şırıl erimesini. erimek ne kelime,sanki şimşeklerden güç alırmışcasına daha kuvvetli olmaya başladı. arttı yaşları,daha çok dökerken,daha çok topladı üzerinde. nispet yapar gibi,ben senden daha güçlüyüm der gibi. öyleydi muhakkak,güçlüydü benden. benim iki ayağım kaldı üstünde durabilmek için,birde solmaya yüz tutmuş ufak umutlar,rüyalar. kendimi uyandırır oldum rüyalarımdan; uyandırdım ki; telefonum çalsın,rüya mı gerçek mi anlay...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
kafamın üstünde,belki de içinde bir bulutlar dönüyor. bildiğin kokulara sahipler,nefesi içime çektiğimde olmak istediğim yerlerde hissetiren kokular. bulutlar da dökemiyor yağmurlarını. kasılıp kalıyorlar,sıkıyorlar kendilerini ama içlerine akıyor,içlerini yakıyor ne varsa. aşağıda çocuklar varmış,rahatsız olmasın onlar,ıslanmasın,oyunlarına devam edebilsinler diye. ne güzel rüzgar gülleri,ne güzel salıncaklar,ne güzel tahterevalliler. dengeyi öğrenmeye çalışıyor çocuklar,ıslatıp bozmayalım hayallerini,geçip gidelim sevgili bulut. mevsimler de yavaş yavaş bana ayak uydurmaya başlıyor zaten. her zamanki "ben"e merhaba diyorlar. değişen bişey yok gibi. başka hikayeler yaşanmış sanki, bu kez biraz daha zorunda bırakılmış gitmek. neden her yolun ortasındaki polisler bana işaret yapıyor, neden hep beni başka yerlere yollamaya çalışıyorlar? ne var ki o yolun sonunda? buradan göründüğü kadarıyla ıslak bir karanlıktan başka bişey değil. ama neden hep beni o yollara sokmaya çalışıyor...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bi garip rüya gibi hayat.bazen korkunçlu,bazen gülmeceli.fonda çalan bi kesmeşeker kasedi sanki."içinde içindekiler vardır"gibi. hüzünlenmeye başlarken,gülümseten,sonra tekrar hüzünlendiren bi fon müziği demeti var sanki. sevmeye çabalarken bişeyleri,birilerini;hep bi çıkmazlar silsilesi. yoluna ne kadar koymaya çalışsan da,ucu çuvalın dışında kalan giysiler belki de. tekrar tekrar denediğin,üstüne bir türlü oturmayan ama çok beğendiğin kıyafetler gibi. bir adamın ölmeden gördüğü son rüya gibi sanki bazı kısımları. gözlerini kapadığında hayatının çok güzel geçtiğini düşünmesine yol açan,gözlerini açtığğında ise;aslında hayatının nasıl geçmesini istediğini düşlemiş olduğunu fark eden,ölen bir adamın son rüyası gibi. gerçeklerinin üzerine çok sağlam yapılandırılmış,gerçekleriniyse en derinlere gömmüş,ufak bi kandırmaca gibi. en derindeki gerçeğini "yalnızlığı" çok iyi gizlemeyi başarmış tuhaf bir oyun. hep o yalnızlığınla karşılaştığında,çok da samimi olmadığın bi tan...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
yaklaşık 9 sene önceydi.. istanbula yeni gelmiş,neyin ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. her şey çok ama çok farklı geliyordu. ışıklar,sokaklar... şimdi huzurla yürüdüğüm sokağım bile bana korkutucu geliyordu. neyin nereden geleceğini bilemiyordum,bekliyordum yaklaşık 9 sene önceydi.. günün birinde okuluma gitmeye karar vermiş,tramvaya binmiştim. neyin nereden geleceğini bilemiyordum.. indiğimde onu görmüştüm. anlatamıyorum ki o anı; ne ona, ne kendime. tam karşımdan geliyordu.. bişey oldu bana o anda,9 sene sonra çıkmaya yüz tutacak bir ok belki fizikte bu kadar zaman geçirdiysem tek anlamı var şu anda benim için. o zaman-mekan makinesini ben yapacağım. bundan 9 sene önceye gidip,bir an bile kaçırmamak için. tutup dudaklarından,nefessiz kalıncaya dek öpmek için.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ya yarın yoksa.. ya bir daha açamazsan gözlerini son uykuna daldıktan sonra, ya da,ya o olmazsa artık dünyada. hayat çok basit,hayat çok garip ve acımasız. birgün sana çiçeklerle sunduklarını,her an geri alabilir. bişeyleri ertelemek,bişeyleri yok saymak, hayatı kendi istediğin gibi yaşamamak, bunlar çok lüks insan hayatı için. hiç birşey yapamasan bile, en azından birilerine seni seviyorum diyebilmelisin, en azından duygularını dile getirebilip,gerçekten yaşadığını kanıtlayabilmelisin. şimdi düşünüyorum da, gerçekten önemli olan, korkmadan söyleyebilmek içindekileri, yaşayamasan bile, korkmadan yaşamak istediklerin için adım atabilmen. iyi ki söylemişim sevgimi.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
yok, içim parçalanacak gibi, kelimeler göğsümde sıkışıyor,ben sesimi çıkaramıyorum. bi mercii olsa,gidip derdimi anlatsam. desem ki, ne istiyorsun benden,neden ben hep zorları seçip, çevremde bana gerçekten değer veren insanları kırıyorum. neden,seçmediğim şeyler yüzünden cezalandırılıyorum ve neden her gün daha fazla ölüyorum?
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
gittiğim her yerde yıldız kaydırıyorum. belki gökyüzüne aşık olmamdan dolayı,belki sürekli yukarıya bakmamdan dolayı. ama nereye gidersem gideyim,iri bir gök taşının atmosferimize girip öldüğünü izleyebiliyorum. ve ardından hemen bir isim çıkıyor dudaklarımdan.. ama taş bile olsa,ölümlerin üstüne dilek dilemek ne kadar zalimce.. öyle mi acaba? en çok istediğin şeyleri elde edebilmek için başkalarını ezmez mi insan.. en tepede olabilmek için kaç kişiyi harcar ya da.. ya da insanların ona başarılı dediğini duymak için kaç arkadaşını kırar? bu kadar vahim değil tabii ki benim dileklerim. ne en tepede olmak,ne parmakla gösterilmek,ne de insanların gıptayla bakması. ufacık bir kalp benim istediğim. içi sıvı dolu,4 odacıklı bir kas parçası. o da değil aslında. en yukardaki büyük biraderin bir parça beni düşünmesi, benim onu düşündüğüm kadar düşünmesi en azından. solumda kocaman bir deniz,şimdi kapkara olsa da sabaha mavilere bürünecek. karşımda yarım bi ay,azcık turuncuya çalan ama sabaha ye...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
neden ayın her denize vurduğu yerde aklıma gelirsin ki? ya da neden her yağmur kokusunu duyduğumda? oysa orada yağmur bile yok, sanki seni aklıma getirebilmek için ben yaratıyorum olmayan şeyleri. sanki kendikendime yaşar gibi.. ama hala denizden kokun geliyo,ve hala özlüyorum uyumalarımızı. ben tektim,ben kimseyle uyuyamazdım,ben kimseyi rüyamda göremezdim.. ta ki bir geceye kadar, seni gördüm,canının sıkıldığını gördüm,seni aradım rüyamda bulamadım. sonra telefonum çaldı gecenin bir körü arayan sendin,ve ilk ben aklına gelmiştim zor durumda olduğunda.. bunlar tesadüf olamaz, bu koca dünya dönerken, bu koca evrendeki minicik dünya dönerken, ve o minicik dünyada rüyalarla iletişim kurabiliyoken ve biz o kadar minicikken tüm bu olayların ortasında; tesadüf gibi gelmiyor bana. tıpkı seni ilk gördüğümde kendime söylediğim şeyler gibi. ay çok uzak şimdi bana. turuncu turuncu dolanıyor bizim etrafımızda beni bilmem ama sen; hiç de uzak değilsin bana nefeslerde,adımlarda,her yerde sen oluyor...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
penceremden gördüğüm vincin ucuna asılıp uzak diyarlara gidesim vardı. asıldım,kapadım gözlerimi.. serin bir yolculuğun ardından gözlerimi açtığımda o tanıdık pencereye bakan vincin ucundaydım. atladım yere doğru,süzüldüm sanki. sanki kanatlarım vardı. kondum pencerenin pervazına içeri baktım. yoktu tabi orada prenses,uzak diyarlara kendi şatosuna dönmüştü. olsun; odayı izledim ben de. duvarlara baktım yatağına baktım. yatağının ucundaki brecht kitabını okudum biraz. sonra dolabın üstündeki timsahı izledim. fark etti beni,kızdı sanki,ama özlemiş gibiydi de beni. pencereyi aralayıp sessizce içeri girdim. yatağında uzandım biraz,yastığına sarıldım prensesin,özlediğim kokusunu çektim içime. masadaki şekersiz biralara takıldı gözüm. içmedim yalnız başımayım diye.belki sonra diye. buzdolabına gidip,üst raftan biraz zakkum kökü aşırdım.sonra döndüm tekrar odaya. adettendir diye,timsahı çekmeceye atıverdim, üstüne de birazcık gözlerimi bıraktım. aynaya baktım odadan çıkmadan önce, uzun uzun b...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
bi şeyler yazacaktım yine unuttum sana dair,bize dair.. e ama beni suçlama. sen de unutuyordun her zaman kouştuklarımızı, ben tek başına hatırlayan olarak kalıyordum ama hatırlatan olmayı çok fazla istemiyordum her seferinde karşı çıkıp,yalanlayacaksın diye bir gecede dünyanın nasıl değişebildiğini gösterdin sen. nasıl yapayalnız kalınabildiğini. susuyorum,susmam gerek kelime çıkmasın ki ağzımdan; senin aklın karışmasın,mutlu ol ama işte ancak kendime anlatabiliyorum bunları... ellerim beynimden bağımsız,gırtlağım bana yabancı. haykırıyorum ismini,gözlerini,saçlarını ellerini. sırf kokunu duyayım diye vapurlara biniyorum hala, ne alakası varsa. sadece seni görmeyeyim diye başka patikalar çiziyorum kendime... tabi öncesinde,belki yine o köşede karşılaşırız diye geçmeden önce. okyanuslardaymışım gibi, diplere dalarken,sanki senin ışığın beni vuracakmış gibi. yok ki ama ışık. karanlık falan buralar. bildiğin balçık.. ayak basmaya çalıştıkça daha çok çekiyor içine.. debelendikçe daha çok....
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
mütemadiyen kanıyorum yoo yo,mecazi değil,her gece yatağıma girmeden önce kollarımdaki bacaklarımdaki kanları silmek zorunda kalıyorum. sanırım sağımı solumu kaşırken hunhar davranıyorum kendime. suçladığımdan değil,sinirimden sadece. belki ondan da değil,iyi bi insanım ya ben yakışmaz bana başkalarını üzecek bişey yazmak zaten ne geldiyse bu yüzden gelmedi mi aman başkaları üzülmesin e,aman üzülmesin ben çok iyiyim. mükemmelim
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
yapabilecek bir şeylerin olmasına rağmen, yapabilecek hiçbir şeyinin olmaması.. sanki güneş doğarken,aslında ay çıkıyormuş gibi sanki nefes alırken,aslında boğuluyormuş gibi sanki denizin en dibindeyken,altında dünyanın en iyi arabası varmış gibi, ya da; aya çıkmışken,dünyaya dönüp baktığında onun yok oluşunu seyretmen gibi.. anlatabilecek çok kelimen varken, hiçbirini ne satırlara ne de havaya salıverememen gibi.. nedenler ve sonuçlar... kanım vücudumda yüksek basınçla dolaşıyor, kaçmak istermişcesine vücudumdan. sanki bana ait değilmiş gibi. tepsi dünyanın,denizlerinin döküldüğü yere uçarcasına,yunus kanatlarında gidermişim gibi. yanağım uyuşuyor uzun zamandan sonra, sensizlik bana çok ağır geliyor. fikret kızılok gibi; "kalbim,dayanmak artık kolay değil,bırakacaksın gibi yarı yolda.." der gibi. gözümün önünde uçuşan;aslında orada olmayan beyaz sinekler gibi. kokularına kendimi katmak istediğim çiçekler gibi, yağmur sonrası kokan toprak gibi. ıslanmış yolların,ışıklarla par...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
uzakları düşünürken takılıyorsun gözlerime, altı üstü 20 dakikalık asfaltlar aslında,ama ben denizleri geçerek gelmeyi seviyorum oraya. farkında olmadan bindiğim geminin oraya çıkmasını seviyorum. acaba evini görebilir miyim diye, özellikle sağ tarafına oturduğum geminin, beklemediğim bir anda o kıyıya yaklaşmasını. sonra farkında olmadan,o odaya doğru yürüyüşümü seviyorum. özlemeyi seviyorum, ama eksikliği sevemiyorum bir türlü. uzakları kokluyorken takılıyorsun burnuma, yüzlerce kilometre uzaklardayken sen, sevdiğim denizden senin kokun geliyor. belki sen de o taraflarda deniz kıyısına baktığın içindir,bilemiyorum. uzakları dinlerken takılıyorsun kulaklarıma. söylediğin sözleri duyuyorum sağımda solumda. cevap verecek oluyorum, bir bakıyorum çevremde tanımadığım insanlar. ya sarı bir teneke içindeyim,ya da siyah giyinen,çokça sarhoşun arasında. geleceği düşlerken takılıyorsun kalbime; korkularım geliyor aklıma sonra. sonra senin korkuların. aortumda bekliyorsun sanki, sanki ben;seni ...
beşiktaş semaları
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
içimi açabilsem,görebilsem acaba dökülenleri,nelerle karşılaşırım. kırmızı kırmızı akan kanımın içinden neler geçer acaba fark ettirmeden. bu özlemlerin bi sonu olmalı artık. güneşi doğurmakla bir yere varılamıyor onu anladık. gerçi varılıyordu prensesin yanındayken,zoraki gelmiyordu o zaman. mutlu oluyordu her dopan güneşle.. kelime bulamamak ne acı,duyguların tarifsiz kalmasıç sadece beyninin kendine açıklayabildiği,dışarıya paylaşmadığı şeyler. çok kocaman sevgiler,özlemler,gözler. yine mezsimleri bozdum sanırım,yine çok yağmur yağdırdım yer yüzüne. oysaki sarılmak istediğim tek bir koldu.belki bir omuz başı öpmek istediğim. deniz köpüklerinde beyaz,bulutlarda mavi,güneşte siyah,ayda mat. vapurlar sana getiriyor beni,yolumun üstü olmasa da, arkadaş toplantıları sana yaklaştırıyor,seni göremeyecek olsam da, rüyalar seni öptürüyor,koklayamayacak olsam da. günler geçip gidiyor işte,devamını getiremeyecek olsam da. bir yarına dudak kanseriyle uyanacağım heralde. bir yanında uyumak ister...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
en rezil halimde eve geldim tutunacak hiç kimsem yokken seni ararken benim yanımda ol isterken... ve evim beni kabul etmedi,ya da ben onu etmedim sadece seni istemiştim senin omzunu,senin tenini,senin nefesini sabah uyandığımda senin uyuyorkenki halini gözlerini açınca gözlerini gülüşünü houston,burda hava bitti yaşamın devam edebilmesi için sen lazımsın.. sen lazımsın uyanabilmem için sen lazımsın hayat için
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
tek bir saç teliyle kendini avutmak... her sabah uyanır uyanmaz,hiç kullanılmayan kağıt peçetelerin arasından özenle alıp ışığa tutmak, koklamak,öpmek. sonra yine aynı özenle peçetelere sarıp,şeker kutusunun içine, bi dahaki sabaha kadar kalmak üzere saklamak. böyle işte günler. bunların dışında pek önemli bişey yok gibi hayata devam etmeye çalışmaktan başka. zorla kendini evden çıkartmaya çalışmak. zorla gezmek,zorla gülmek falan. sonra kolayca alkole boğulmak,biraz sakinleşmek. sabah olduğunda en azından birazcık uyuyabilmiş olmak. aslında birazcık sızmış olmak,yoksa uyku gideli çok olodu benden. umarım sana bulaştırmışımdır uykularımı. iyi ki yağmur mevsimleri bitmiş, yoksa çoktan boğulmuştum suların içinde. beraber şarkılarla uyumak... yan yana aynı rüyayı görmek... yolda yürürken acaba ne zaman elimi tutacaksın diye beklemek. tuttuğunda,sevinçten ölecek olmak.. beraber kahvaltı hazırlamak.. film izlemek,gecenin bi körü sana gelmek.. odan...yatağın..saçların..gülüşün..gözlerin..ses...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
dün gece yine yastığıma sarılıp uyudum, yine gülüyordum sabah uyandığımda. ta ki uyandığımı anlayana kadar. yine masal yazmışım rüyamda,yine mutlu olmuşum. sabaha doğru saatler geldi ya, en çok eksikliğini çektiğim zamanlar işte.ellerimin senin ellerinde olması gerekiyordu şimdi,başımın iki yanında değil. dudaklarım seni öpmeliydi,soğuk,metal kutuları değil. gözlerim senin canlı gözlerine bakmalıydı,fotoğraftakilere değil. üşümemeliydim ben,saati de yaklaştı zaten.. ay gibi parlak,ışık değil de; en uzaktaki gezegenimsiler gibi;görülemeyen mi olmak zorundaydın sanki? "hayat,yaşam" anlamın... anlamım.. zaman yolculuğu yıpratıyor insanı,her gün her gün geriye dinmekten göz altlarım şişiyor. belki de ağlamaktan ,tam bilemiyorum. ne zaman; yatağımdan masa üstüme düşsem seninle karşılaşıyorum, ne zaman;her hangi bi'şey yapsam sen oluyorsun orada. uyumak lazım,kavuşmak lazım...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
deniz kıyısında olmak isterdim şimdi, vapur arkasından bakmak. bacasından çıkan dumanlarla kalbimi ısıtmak.. üşüdüm,çok üşüdüm hem de.. göz pınarlarımda donan damlalarım, ağır birer buz kütlesi olarak kalbime düşüp saplandı. bu sabah uyandığımda ellerime aldığım altın teli güneşe tuttum.. biraz daha parlasın,gözlerimi alsın ki uyanayım diye. ama birden bulutlar sardı güneşin etrafını parıldatmadılar o tek saç telini, prensesimin tek saç telini. hemen odamın tavanına döndüm,oraya tuttum,onun ışığında parlattım ben de. gerçek hayattaki gibi,sadece kendimleyken parlatabildiğim gibi artık. ah güzel prenses.. aynanda gördüm dün gece kendimi. burun burunaydık yine,kokun yine etrafımı sarmıştı beni tehlikelerden koruyan kalkan gibi. gülüyordum. uyandım,yine gülüyordum. karanlıktı hava hala,hala bulutlar vardı güneş etrafında tıpkı insanlar işe çoktan gitmişken uyuduğumdaki gibi. sıcak olması,güneşin insanları bıktırması gereken bu zamanlarda hala karanlık olduğu gibi. benim olmadığın için,ben...
çok özel mektuptan ufak alıntılar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
günün doğmasını bekler gibi bekledim senin uyumanı. kollarımda,kokunla uykuya dalmak o kadar zordu ki benim için. o kadar zordu ki,saçlarının önümde samanyolu gibi uzanırken, benim kendimi kandırıp,uyumak istediğime inandırmak. tuttum kendimi,hiç yaş dökmedim bu gece;şimdiye kadar. ben senin yanına gelirken,senin dünyana girmek isterken, her şeyi ama her şeyi arkamda bırakıp gelmiştim, içimde ufak tefek sorular olsa da; seninle zaman geçirirken garip bi şekilde uçuvermişlerdi aklımdan. yanındayken,yanımdayken;bir an gerçekten uyuyabileceğime inandım. hatta gözlerimi bile kapattım,o kadar mutlu ve huzurluydum ki. yeni doğan gün gibi,ben de doğuyorum sandım. sıcaklığın kaldı kolumda,çekemedim kolumu senden, çekemedim nefesimi üzerinden,vazgeçemedim,kokunu içime çekmekten. sırtın dönük de olsa bana,gözlerini görüyordum. tıpkı rüyalarımda gördüğüm gibi. hepsi gerçekti sana anlattığım şeylerin. ve evet haklıydın;sadece bir şeyden korkuyorum; ama senin tahmin ettiğin gibi; geçmişimden değild...