çöl
Yürüyordu uçsuz bucaksız çölün ortasında.çevresinde ne bir kuş ne bir ağaç,alabildiğine sarı kumlar vardı.önündeki tepeleri hayal meyal görebiliyor ama gerçek olup olmadıklarını ayırt edemiyordu. zamanın nasıl geçtiği konusundaki gerçekliği de yitirmişti bir süre önce.zamanın kendisini bile anlayamıyordu artık düşüncelerinin arasında. sahi neydi zaman? ağaçların dallarından dökülen yapraklar olsa belki anlayabilirdi,ya da su damlalarının bir kayayyı yavaş yavaş erittiğini görse anlayabilirdi. fakat adımlarından ve ciğerine dolup boşalan havadan başka bir şey yoktu elinde.adımları öylesine mekanikleşmişti ki zaman değişkeninden çok bir rutine dönüşmüştü hayatındaki.yürüyor yürüyor yürüyordu. geriye baktığında görebildiği sadce yine kumdu,dünyalar dolusu. zaman yoktu madem,neden kafasının içindeki düşünceler son kullnma tarihlerini doldurmamıştı henüz? zaman yoktu madem,geçmiş denilen şey neden hala tüm gerçekliği ile kendini var edip,damarlarında dolaştıktan sonra beynine kuruluyor ve y...