uzakları düşünürken takılıyorsun gözlerime,
altı üstü 20 dakikalık asfaltlar aslında,ama ben denizleri geçerek gelmeyi seviyorum oraya.
farkında olmadan bindiğim geminin oraya çıkmasını seviyorum.
acaba evini görebilir miyim diye,
özellikle sağ tarafına oturduğum geminin,
beklemediğim bir anda o kıyıya yaklaşmasını.
sonra farkında olmadan,o odaya doğru yürüyüşümü seviyorum.
özlemeyi seviyorum,
ama eksikliği sevemiyorum bir türlü.
uzakları kokluyorken takılıyorsun burnuma,
yüzlerce kilometre uzaklardayken sen,
sevdiğim denizden senin kokun geliyor.
belki sen de o taraflarda deniz kıyısına baktığın içindir,bilemiyorum.
uzakları dinlerken takılıyorsun kulaklarıma.
söylediğin sözleri duyuyorum sağımda solumda.
cevap verecek oluyorum,
bir bakıyorum çevremde tanımadığım insanlar.
ya sarı bir teneke içindeyim,ya da siyah giyinen,çokça sarhoşun arasında.
geleceği düşlerken takılıyorsun kalbime;
korkularım geliyor aklıma sonra.
sonra senin korkuların.
aortumda bekliyorsun sanki,
sanki ben;seni salıvermek istiyorum tüm vücudumu dolaşasın diye.
ya da tutmak istiyorum kalbimin içinde kal diye.
düşme ne olu ordan,kal orda.
gözlerime gel ya da,
beraber izlenen filmlerle beraber.
burnuma gel,
yanımda uyurken.
parmaklarıma gel,beynimin en dibine ulaştırsın seni sinirlerim her dokunuşumda.
sonra da gitme bi yere.
hep kalalım;
korkusuz,sadece biz..
başkalarını düşünmeden,
sadece mutlu olalım..
tıpkı senin dediğin gibi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms