gittiğim her yerde yıldız kaydırıyorum.

belki gökyüzüne aşık olmamdan dolayı,belki sürekli yukarıya bakmamdan dolayı.

ama nereye gidersem gideyim,iri bir gök taşının atmosferimize girip öldüğünü izleyebiliyorum.

ve ardından hemen bir isim çıkıyor dudaklarımdan..

ama taş bile olsa,ölümlerin üstüne dilek dilemek ne kadar zalimce..

öyle mi acaba?

en çok istediğin şeyleri elde edebilmek için başkalarını ezmez mi insan..

en tepede olabilmek için kaç kişiyi harcar ya da..

ya da insanların ona başarılı dediğini duymak için kaç arkadaşını kırar?

bu kadar vahim değil tabii ki benim dileklerim.

ne en tepede olmak,ne parmakla gösterilmek,ne de insanların gıptayla bakması.

ufacık bir kalp benim istediğim.

içi sıvı dolu,4 odacıklı bir kas parçası.

o da değil aslında.

en yukardaki büyük biraderin bir parça beni düşünmesi,

benim onu düşündüğüm kadar düşünmesi en azından.

solumda kocaman bir deniz,şimdi kapkara olsa da sabaha mavilere bürünecek.

karşımda yarım bi ay,azcık turuncuya çalan ama sabaha yerini kocaman abisi güneşe bırakacak olan.

solumda bir havuz,şimdi durgun olsa da,sabaha onlarca insanın yarattığı dalgaları taşıyacak olan.

ve tam üstümde bir et parçası,

şimdi alkolle rahatlamaya yüz tutmuş olsa da,sabaha yine aynı yüzün hayaliyle kendine gelmeye çalışacak olan

ya da kulaklarımda çalkalanan sular,

beynimin bana gönderdiği isimleri,sesleri,seslenmeleri çalkalayıp çalkalayıp

tekrar beynimin en yumuşak yerine vuran.

geceler de günler gibi çabuk geçiyor,

zaman hep çabuk geçiyor,kaçırmak üzere olduğun birşeyler olduğunda.

ve sonra birden ağırlaşıyor,uçakların yanında kaplumbağa sırtında gider gibi

o şeyleri kaçırdığını anladığın anda.

ve dayanılmaz oluyor o zaman kaplumbağa sırtı,

yavaş,bitmek bilmeyen yolculuklar.

o kaplumbağa ne seni denize taşıyabilir,ne aya ulaştıra bilir,ne de huzuruna.

yapamaz kalırsın hiçbir şeyi,

yavaş,yetersiz..

yitirmemek gerek;

sadece yitirdikten sonra anlayabileceğin değerleri.

kaplumbağayı sırrtlanıp,onu taşımak gerek en yeşil çayırlara,en hızlı yoldan.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms