penceremden gördüğüm vincin ucuna asılıp uzak diyarlara gidesim vardı.
asıldım,kapadım gözlerimi..
serin bir yolculuğun ardından gözlerimi açtığımda o tanıdık pencereye bakan vincin ucundaydım.
atladım yere doğru,süzüldüm sanki.
sanki kanatlarım vardı.
kondum pencerenin pervazına içeri baktım.
yoktu tabi orada prenses,uzak diyarlara kendi şatosuna dönmüştü.
olsun;
odayı izledim ben de.
duvarlara baktım yatağına baktım.
yatağının ucundaki brecht kitabını okudum biraz.
sonra dolabın üstündeki timsahı izledim.
fark etti beni,kızdı sanki,ama özlemiş gibiydi de beni.
pencereyi aralayıp sessizce içeri girdim.
yatağında uzandım biraz,yastığına sarıldım prensesin,özlediğim kokusunu çektim içime.
masadaki şekersiz biralara takıldı gözüm.
içmedim yalnız başımayım diye.belki sonra diye.
buzdolabına gidip,üst raftan biraz zakkum kökü aşırdım.sonra döndüm tekrar odaya.
adettendir diye,timsahı çekmeceye atıverdim,
üstüne de birazcık gözlerimi bıraktım.
aynaya baktım odadan çıkmadan önce,
uzun uzun baktım.
aksimi bıraktım aynaya,sürpriz olsun diye.
sonra pervaza çıktım,bıraktım kendimi şerafettinin üzerine doğru.
gözümü açtığımda yine rüya olduğunu anladım..
Yorumlar