geceyiuyutan gündüz yüzlü kız

yarım kalmak;

şarkılar yarım kalır,sonra dinleyebilirsin.

filmler yarım kalır,sonra izleyebilirsin.

kitaplar yarım kalır,sonra okuyabilirsin.

ya rüyalar?

aynı rüyayı tekrar görmeye başlayabilir misin?

ya hayat?

yol boyunca denizi izlerken aklıma gelen cümleler sanki denize düşmüşler,

kendi yatağımda bulamadım hiç birini,üzüldüm.

göz yaşlarımla birlikte kaymışlar sanki topraktan sonsuz maviye,gitmişler..

en uzun yazımı yazacağım gibi bişey düşünüyodum sanki,kafamda onu kurgulamaya çalışıyordum..

sonra yaşları hatırlıyorum..

hani tılsımlıydı benim cümlelerim?

neden şimdi işe yaramıyorlar?

neden şimdi arkamda belirip,beni sarmalamıyorsun?

gönderilmemiş çok mektup birikti içimde,

söylenmeyen çok söz,yapılamayan çok şey..

demet demet nergis toplamıştım içimde,

plutonlar dolusu..

bir gün ,eğer izin verseydin; hepsini yağdıracaktım üstüne..

kocaman dalgalar vardı içimde,beraber güneşin doğuşlarını izlerken bizi ıslatacak.

çok nota vardı,sen uyurken sana fısıldayacağım.

çok öpücük vardı,sen uyurken dudaklarına,omuzlarına,yanaklarına,alnına konduracağım..

bu kadar yaş olduğunu tahmin etmiyordum ama..

saat sesi duyuyuorum tam şu anda,odamda saat olmamasına rağmen,arıyorum çekmeceye atmak için.

şarkılar hazırlamak istiyorum,bize güzel ninniler olsun diye.

oysa şimdi,sanki inadıma yaparmış gibi ağlayan gitarlar dolanıyor etrafımda.

acaba bi yerde yanlış mı yaptım diye düşünüyorum..

ama yok,yaptığım sadece sen kendini daha rahat hisset diyeydi.

güzel çimenlerin kokusunu al,deniz manzarası eşliğinde ağaç gölgesinde rahatça uyu diyeydi..

senin istemediklerini yapmadım sadece..

gündüzlerimi saklamaya çalıştım;

çünkü gecelerim seninleydi,kocamandı,mutluydu..

ne zaman senden iki saniye öteye kaysam,kalbime giren okları çıkarmaya çalıştım.

sen bazen hatırlamadın ama ben çok konuştum,çok anlatmaya çalıştım sana.

anlatmaya çalıştım seninle tamamlanan ruhumu..

şimdi sen gidiyorum diyorsun.

ben daha beni tamamlayan parçanın sevgisini dökemeden satırlara,sen gidiyorum diyorsun..

belki de hatam burda;

sana istediğim gibi gitme diyemiyorum.

içimde çırpınan bacaksızı dinlemeyip,

onun "git hadi ona,anlat,dök,göster içindekileri" demesine kulak asmayıp,

gülüşünü bir kere daha gördüğümde,gözlerine bir kez daha baktığımda onlarda daha çok kaybolacağımı bildiğimden,

ve en önemlisi sana daha çok sıkıntı vermekten korktuğumdan gelemiyorum..

korkak diyordum ya sana..

sabahları senin yanında uyanmak ne güzel bir duyguydu,şimdi uyanmayı yaşayamıyorum.

başı eksik oluyo bi kere,sarıldığım yastığım sen değilsin ki..

senin gibi uyumuyor ki o,senin gibi nefesini hissedemiyorum ki tenimde,

nefes alış verişlerini izleyemiyorum ki bana ninni olsun diye,

uyandığımda kocaman kocaman bana bakmıyor ki yastığım.

ve zaten uyuyamıyorum ki..

"bik" diyorum kendi kendime,senin sesin var kulaklarımda "büdü" diyen.

sonra bi plastik araba var,içine yalandan bi şeyler koyduğum,aslında sana ilk sürprizim olacak şeyin kalıntıları.

daha önce kimsenin yapmadığı kahvaltılar,deneme yanılma yöntemli yemekler..

sonra ilk defa başka bi yerde diş fırçam,ya da altın saç telinin yanında sakladığım tek kullanımlık fırçam.

sonra robotlar var,fabrikada kendi kendilerine elektrik veren,

ellerin var,insanların arasında tutamadığım,

gidemediğimiz yemekler,gösteremediğim yerler var.

gösteremediğim kendi rüyalarım...

doyamadığım bir pencere;

o pencereden doğan güneş var.

saçma sapan romanlar gibi,

yazarın bir türlü bağlayamadığı romanlar gibi..

okuduğunda bunda bi eksik var dediğin romanlar gibi..

bu işte bir yanlışlık var ama ne..?

şimdi koluma sarılan yok ki..

şimdi öpebileceğim hiç çiçek yok ki.

gözlerimi yeni kapamışken bidirbidir kafamda öten bi şey yok ki..

saçlarını okşamak,dudaklarını sevmek..

eksik çok şey var.

bu hayatta bir yalnızlık var ama ne..?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms