çok insan var sokakta..

çok yürek,çok kırıklık..

geziyorlar hepsi sağda solda;

sanki kendilerine bir uğraş,bir avuntu bulmak istermiş gibi.

o et yığınları arasında;

şeytan suyunun etkisiyle sahip oldukları düşünceler yardımıyla,

kendilerine yeni bedenler,yeni etler bulabilmek için.

birçoğu da buluyor aksiymiş gibi.

sanki,

sabah uyandıklarında yeni bir beden onlara güç verecekmiş,onlara yaşam sevinci aşılayacakmış gibi.

ya da;

kendi kalplerindeki öfkeyi ve kederi;

başka bedenlere aktarabileceklermiş gibi.

oysa hiç birimiz vampir değiliz..

yeni bedenler asla güç vermez sağlıklı beyinlere,

onları daha zayıf,kendinden daha nefret eder bir hale büründürür.

ama bu döngü hep sürer..

hep etler dolaşır ortalıkta.

her gece bir parçası daha kaybolan ruhlar..

sonra bir sabah farkedilir kalbin düştüğü..

aranır,taranır.. ama yok..

öylesine bakar artık gözler;

sokakta yürüyen kadınlar da erkekler de güvenilmezdir artık.

çünkü;hepsini sadece büyük kısmı alınmış kalplerle görürler.

aynı kendileri gibi görürler..

güvenemezler..

sonra yine;

kendimi buluyorum yalanlarıyla,

yine;aslında ben iyiyim yalanlarıyla..

yine etler,yine etler..

tek cevabı aslında kendinden kaçtığındır..

kaçarsın kaçarsın..

o kadar uzaklaşırlar ki;

bulamazlar kendilerinii.

her öptüğü et,sanki ona ruh verecekmiş gibi gelir.

öpüşürler durmadan..

oysa ki,öpüşmek bir erdemdir..

özeldir ve senin ruhunu tamamlayabilen yegane şeyin yanında olur sadece.

sadece seviyorsan,sadece aşıksan öpebilirsin..

o zaman bir anlamı olur o iki dudağın..

bir mezbahaya girip,asılı duran,soğuk etleri öpmenin hiç bir farkı yoktur aslında aşksız öpmenin..

ve hayat;

o etleri aramakla geçen zamanda kaybolur.

yapman gereken; aşka kendini vermektense

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms