iki güzel göz karıştırdı benim hayatımı,
her şey güzel gidiyor derken hayatıma giren iki güzel göz.
ve onların yanında dünyanın en güzel gülüşlerinden biri
yapılacak bir şey yoktu..
kapıldım ben de onlara..
sabahlar oldu,geceler oldu,sabahlar oldu..
rüyalar gerçekler birbirine karıştı sonra..
sonra baktım ki,ters giden şeyler var,
hayat yine hayatlığını yapıyor
ve
içimi kaldıramayacağım ağırlıklarla dolduruyor..
ben bıktım artık hafriyat kamyonu statüsünden
hayatta bundan daha değişik bi yerim olmalı..
bana yüklenenleri kaldırabilmekten sıkıldım
bir kere de
"mutsuz olalım o zaman" demeyi istedim..
dedim...
o iki gözün altında,o gülüşün altında;
nergiz bahçelerinin yanında uyumayı istedim..
ne zaman gözümü açsam,ne zaman nerden geldiği belli olmayan bir koku duysam..
hep aynı kapıya çıkıyor artık..
camları kırmak,sokaklara vurmak kendini fayda etmez artık;damarlarından akan kanı şehrin sana en uzak sokaklarına yaymaktan başka..
tam burda beklemek....
tam burda,kalbinin sana hala sadık olduğu yerde beklemek..
zor mu?
sanki biraz..
ama ucundakileri düşününce gelen tüm zorluklar sanki bilgisayar oyunuymuş gibi geliyor.
tabi oyunların da türlü hileleri var,
hatta sen oyunu bitirdiğinde;
seni yeni görevlere çıkaran oyunlar var..
ben sadece geçmem gereken testleri bekliyorum artık..
mayıs ayında ocak tınıları çalıyor kulağımda..
yağmurlu,özlemli,kırık...
bir tek gülüş kendime getirebilir beni..
bu kadar kısa zamanda nasıl bu kadar bağımlısı olduğumu anlayamadığım o güzel gülüş..
ve bu kadar kısa zamanda nasıl bu kadar içimi doldurduğunu anlayamadığım benlik...
içimde şişen bir şey var..
kalbim olmasını umduğum şey..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms