gece bıdılanması

insan ruhsal boşalmalar yaşamak zorunda
yoksa bi yerde kendi içinde patlıyor.
bunu bir şekilde ya çevresiyle konuşurken ya da bir kitap yazarak yapabiliyor
bir şeylerin çok farkında olmak,ya da her hareketin neden olduğunu anlayabilmek büyük yük insan omuzlarında.
ve bu noktada çevresiyle konuşmak kısmı geçersiz kalıyor.
çünkü insanların seçimleri sonucu hayatlarını var edebilmelerini ve etmesi gerektiğini kavramış oluyorsun bir zaman önce.
herkesin seçimlerinin kendilerine göre doğru tarafları vardır ve insan birey olduğunu bu küçük bencilliklerle anlar.
bu bir suç ya da ayıplanabilecek bir hareket değildir.
çünkü gerçekler bireyin hayatına özgü,onun değişkenleri ile devinen olgulardır.
sürekli var ve değişim halindedirler.hal böyleyken bir insanın sizden bağımsız yaşantısında aldığı kararlara hüküm veremezsiniz eğer o değişkenlerden birisi değilseniz.
eğer o değişkenlerden birisiyseniz ise;o kişinin hayatının değişkenlerinden olduğunun ayırdına varıp,bencillik etmeden uyum sağlamak ya da geri çekilmek zorundasınızdır.
işte tam burada harflere sarılmak zorunda kalıyor insan.
ve her harfinde aslında acaba kendi egosundan tam sıyrılmış mı diye sorguluyor.
bu yazının amacı gerçekten bir ruhsal boşalma mı,
yoksa ben zaten biliyorum demenin edebi yolu mu?
ortada mutlak bir ego tatmini söz konusu.ama kimin olduğu konusu tartışmaya açık.
ve bu ego tatmini sürecinde;
başkalarının duyguları önemsenmeden yapılan tüm hareketler,düşünebilen beyinlerde hep ters tepmiştir.
insanlık egolarından soyunduğu ve ne hissettiğini açıkça belirtebildiği ortamlarda özgür yaşayabilir.
bunu ben ne kadar yapabiliyorum diye kendimi sorgularım zaman zaman.
ve bazen bunu yazarken bir kaç kez yaşadığım gibi ikileme düşerim.
insan egosu evet;çok güçlü olmalı
birey kendi hayatını elinde tutmalı ve tüm olaylardan bağımsız,kendi hayatının doğrularıyla mutlu yaşamalı.
ama insan egosu aynı zamanda kolay kırılabilmeli ki;
diğer insanlarla,onların doğrularıyla simbiyotik bir hayatta uyum içinde yaşayabilmeli.
birey yalnızlığı seçip,hayatı sadece kendi dünyası olarak görüp ona göre yaşıyorsa eğer;
diğer insanlarla ilişki kurması sıkıntı yaratabilir.
çünkü kendi içinde düşündükleriyle kurduğu dünyada,sadece kendisi gibi düşünebilen insanlar değer bulacaktır.
başka türlü düşünen ve davranan insanların yaptıkları;algının da açık olması nedeniyle yapmacık ve yalan gelecektir.
birey diğer insanlarla iletişimi seçtiği taktirde;
kendi öz değerlerinden vaz geçip toplumun uyum yasalarına ayak uydurmak zorundadır ki;
bu da kişinin içerisindeki çoğu doğrunun kendi elleri ile yıkılması demektir.
sözün özü;
çok bıdılanmamak lazım:)
aradaki denge nasıl kurulur,ya da tam kurulabilir mi bilemiyorum,bilen varsa bana anlatmasını rica ederim:)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms