yarım olmak zor
normalde nefes alırken içine çektiğin her oksijen atomunun seni rahatlatmaı gerekir.
böyle işler hayat.
her nefeste yeni tura başlar dolaşımın.
başlamalı.
kafandaki bi ton düşünce gitmeli içine girenleri tekrar dışarıya üflediğinde.
daha fazlasını getirmemeli aklının perdesine.
filmin yarısında çıkmak saçma belki,
ne olabileceğini tahmin etmeye çalışıp “aa bu kötü” demek.
sonunu beklemek gerek sanki.
yaşamaya devam etmek için çektiğin iki oksijen atomundan birisi eksikse,
o yaşamak değil de hayatın tekrarına girer.
ve o bi oksijenin ne kadar önemli olduğunu kavrarsın.
günlerce uyuyamamanın sebebini,
bünyenin daha fazla kaldıramadığında sızmanın sebebini,
gördüğün rüyalarda,
sanki bir tanesinin aklının damarlarında dolaşması yeterli değilmiş gibi
iki tanesini görmenin sebebini,
havanın yüzde yirmisinin sana yetmemesini.
aslında aldığın oranın yarısı olduğunu kavrarsın.
eksiksin çünkü,yarımsın.
ne aldığın hava yetiyor sana ne de gördüğün kar taneleri.
alamıyorsun çünkü.
insanın eksik yarısını bulmsaı çok zor.
bulduğunda,
kendi eleriyle kaybetmesi ise...
tüm sıkıntı bu heralde.
eksik kısmın,
kendini tamamlaması için,
benliğin karlar altında kalması.
öyle karlar ki,
dağların ardından görünen güneş bile ısıtamıyor.
çığ düşerken öyle duruyorsun ki,
burnundan kulaklarıından girdiğinde hissetmiyorsun bile.
özlemek böyle anlarda anlamını yitiriyor.
devam edebildiğin sürece özlersin.
ama aldığın her havanın yarısı eksikse,
yaşamak için debeleniyor olursun.
özlemek...
ne kadar yalın ve aciz bir kelime.
geçen 40 günde sakalının 40 teline birer birer düşen kar taneleri.
düz bir hayatın mutluluğu görmesinin ardından,
ellerindeki kum kalenin parçalanıp gitmesi.
cümle kurarken iki kere düşünmek gibi.
acaba hangisini o söylemişti derken hayatın kaçması.
yarını bulduğunda ....
yarını bulduğunda özlemlerini dile getirememek gibi.
binlerce yıldır insanların anlaşmak için kullandığı her hangi bir dilde
özleminin karşılığı olmaması gibi.
kendi yağmurlarında yıkanmak gibi.
yanaklarının üzerinden geçen yolların soğuk soğuk üşümesi gibi.
ve yine;
kafanı pencereden çıkarıp nefes almaya çalışırken,
ciğerlerini dolduramaman gibi.
eksik çünkü.
tek şansın olan hayatın,
yarısını kullanabilmek...
yarım olmak zor.
çok zor.
böyle işler hayat.
her nefeste yeni tura başlar dolaşımın.
başlamalı.
kafandaki bi ton düşünce gitmeli içine girenleri tekrar dışarıya üflediğinde.
daha fazlasını getirmemeli aklının perdesine.
filmin yarısında çıkmak saçma belki,
ne olabileceğini tahmin etmeye çalışıp “aa bu kötü” demek.
sonunu beklemek gerek sanki.
yaşamaya devam etmek için çektiğin iki oksijen atomundan birisi eksikse,
o yaşamak değil de hayatın tekrarına girer.
ve o bi oksijenin ne kadar önemli olduğunu kavrarsın.
günlerce uyuyamamanın sebebini,
bünyenin daha fazla kaldıramadığında sızmanın sebebini,
gördüğün rüyalarda,
sanki bir tanesinin aklının damarlarında dolaşması yeterli değilmiş gibi
iki tanesini görmenin sebebini,
havanın yüzde yirmisinin sana yetmemesini.
aslında aldığın oranın yarısı olduğunu kavrarsın.
eksiksin çünkü,yarımsın.
ne aldığın hava yetiyor sana ne de gördüğün kar taneleri.
alamıyorsun çünkü.
insanın eksik yarısını bulmsaı çok zor.
bulduğunda,
kendi eleriyle kaybetmesi ise...
tüm sıkıntı bu heralde.
eksik kısmın,
kendini tamamlaması için,
benliğin karlar altında kalması.
öyle karlar ki,
dağların ardından görünen güneş bile ısıtamıyor.
çığ düşerken öyle duruyorsun ki,
burnundan kulaklarıından girdiğinde hissetmiyorsun bile.
özlemek böyle anlarda anlamını yitiriyor.
devam edebildiğin sürece özlersin.
ama aldığın her havanın yarısı eksikse,
yaşamak için debeleniyor olursun.
özlemek...
ne kadar yalın ve aciz bir kelime.
geçen 40 günde sakalının 40 teline birer birer düşen kar taneleri.
düz bir hayatın mutluluğu görmesinin ardından,
ellerindeki kum kalenin parçalanıp gitmesi.
cümle kurarken iki kere düşünmek gibi.
acaba hangisini o söylemişti derken hayatın kaçması.
yarını bulduğunda ....
yarını bulduğunda özlemlerini dile getirememek gibi.
binlerce yıldır insanların anlaşmak için kullandığı her hangi bir dilde
özleminin karşılığı olmaması gibi.
kendi yağmurlarında yıkanmak gibi.
yanaklarının üzerinden geçen yolların soğuk soğuk üşümesi gibi.
ve yine;
kafanı pencereden çıkarıp nefes almaya çalışırken,
ciğerlerini dolduramaman gibi.
eksik çünkü.
tek şansın olan hayatın,
yarısını kullanabilmek...
yarım olmak zor.
çok zor.
Yorumlar