çok

yine kaldı içimde kıymıkları,
ses çıkarmaya çalışırken boğazıma takıldı da nefessiz kaldım.
susmak dedim yine kendim ve sustum.
çevrem benim haytıma bir anlam katmaya çalışırken;
güzeli olsun diye çabalarken belki,
ben takılı kaldım yoldan geçen bir çantanın süsüne.
üzerime kuşlar pislerken de oraya takılı kalmıştım henüz gün yüzünü gösterirken.
takılı kalmıştım hayatın giden karelerinin ardında.
sustum,susuyorum.
sustuğum her harf beynimde kocaman fırtınalar oluşturuyor.
okyanusun ortasında
hangi birisiyle baş edeyim diye çabalarken soğuk tuzlu dalgaların şamarıyla boğuşuyorum.
birbiri ardına suratımda patlıyor her biri.
ve her biri vurduğunda çizgi filmlerde olmayı düşlüyorum.
yıldızlar dönsün kafamın etrafında.
ama hayır...
her şamarda o gülüş dolanıyor kafamda.
artık tarif edemediğim o yüz...
ruhsuzlaştığımı hissettiğim yüz.
bişey hissetmediğimi düşünüyorum çünkü artık..
çünkü artık rahatça olabiliyorum orada,hiç sıkıntı çekmeden.
sonra fark ediyorum ki,
hayatımın en büyük boşluğunu çok iyi özümsemişim.
hayatımın en büyük boşluğu ile çok iyi anlaşmaya başlamışım.
o kadar iyi anlamışım ki durumu,
o kadar kendimi alıştırmışım ki yokluğa,
hayatımın rutinine o kadar iyi adapte etmişim ki;
bişey hissetmediğimi düşünecek kadar normal olmuş o boşluk.
kendimi dinleyip göğüsümün ortasından çıkan havayı algılamasam anlamayacağım.
kendimi görmezden geliyorum aslında.
bişey yok derken nefes almıyorum bile.
kendi yokluğumu kendime o kadar güzel oturtmuşum ki,
aynaya baktığımda arkadaki mermerleri görmeyi normal sanmışım
normalleştirdiğim kendi yokluğum olmuş.
e olmamış.
yine çok eksik kalmış

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms