her şey yolunda
yüzündeki yaralar gibi hayat.
en sevdiğin ve her gün yüzleşmek zorunda olduğun bir tablo gibi
zaman zaman bakmamak lüksüne sahip olduğun,
yeterli zaman geçip bakabildiğinde ise;
ne kadar derin ve geçmeyecek olduğuna şaşırdığın yaralar gibi.
hayat o yaralar mı yoksa yüzün mü?
hayat tabloya attığın fırça darbeleri mi
yoksa o tualin kendisi mi senin fırçalarla şekillendirdiğin?
neye önem verirsen ver,
sonunda yine kendinle kalıyorsun.
ne tual para ediyor ne de aldığın rengarenk boyalar.
iyi insan olmaya çalışmak zor,
kendini tamamen açabilmek de zor.
her seferinde bi şekilde artarak yesen de darbeleri,
yine salak çocuklar gibi açabileceğin yerler arıyorsun.
bi türlü öğrenemiyorsun bu oyunun kuralını.
her fırsat bulduğunda açıp,daha dibe batıyorsun.
yine de ısrarla anlayışlı ve iyi olmaya çalışıyorsun.
iyi...
neye göre ,kime göre?
belli ki çevrende örneği çok fazla yok.
seçimler insan hayatlarına özgüdür,
ve her biri kendi şartları altında mantıklıdır.
senin sesini kesitiğin nokta,
zaten çoktan bütünleşmiş olduğun bir hayatın yoluna çıkmamak oluyor bi yerde.
yanlış bir seçim belki,
kaçmayıp tam ortasında durmalısın belki.
ama tablonun içindeki yamuk suratlı,
yüzünün yarısı erimiş,gözünün birisi akmakta olan portre sana başka bişey söylüyor.
seçimlerinden korkma dememiş miydin başka insanlara zamanında?
hayat ve seçimler.
aklının olduğu müddetçe seçimlerinden korkmamalısın.
kendini tanıyıp,ne yaptığını bildiğin sürece seçimlerin zaten doğru olacaktır.
aciz,bitmiş insanların seçimleri olmaz sadece.
sürüklenirler.
hayat da böyle değil mi zaten?
sürüklenmek...
kendinin ne olduğunu bulana kadar sürüklenmen gerekiyordur belki de.
her yara sana güç katar.
her yara kabuğunu söktüğünde,
altındaki kan pıhtısı sana yaşadığını hatırlatır.
ama dünyanın daha fazla süper kahramana ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.
gidip örümcek adam dövecek ne takat var ne istek vücutta.
hayat dediğin de duvarda asılı olan takvime bir çentik atmaktan fazlası değil bazen.
ne anlamı var ki?
anlamını tam bilmiyorum da,
bir tane var elinde.nasıl kullanacağın sana kalmış.
az önce nefes alabildim ve kalbim çalışmaya devam etti
beynime oksijen gitti ve bişeyler düşünmeye devam ettim.
ne düşündüğüm çok önemli değil.
ama hayattayım.
yaşıyor muyum bilemem,ama hayattayım
her şey yolunda.
en sevdiğin ve her gün yüzleşmek zorunda olduğun bir tablo gibi
zaman zaman bakmamak lüksüne sahip olduğun,
yeterli zaman geçip bakabildiğinde ise;
ne kadar derin ve geçmeyecek olduğuna şaşırdığın yaralar gibi.
hayat o yaralar mı yoksa yüzün mü?
hayat tabloya attığın fırça darbeleri mi
yoksa o tualin kendisi mi senin fırçalarla şekillendirdiğin?
neye önem verirsen ver,
sonunda yine kendinle kalıyorsun.
ne tual para ediyor ne de aldığın rengarenk boyalar.
iyi insan olmaya çalışmak zor,
kendini tamamen açabilmek de zor.
her seferinde bi şekilde artarak yesen de darbeleri,
yine salak çocuklar gibi açabileceğin yerler arıyorsun.
bi türlü öğrenemiyorsun bu oyunun kuralını.
her fırsat bulduğunda açıp,daha dibe batıyorsun.
yine de ısrarla anlayışlı ve iyi olmaya çalışıyorsun.
iyi...
neye göre ,kime göre?
belli ki çevrende örneği çok fazla yok.
seçimler insan hayatlarına özgüdür,
ve her biri kendi şartları altında mantıklıdır.
senin sesini kesitiğin nokta,
zaten çoktan bütünleşmiş olduğun bir hayatın yoluna çıkmamak oluyor bi yerde.
yanlış bir seçim belki,
kaçmayıp tam ortasında durmalısın belki.
ama tablonun içindeki yamuk suratlı,
yüzünün yarısı erimiş,gözünün birisi akmakta olan portre sana başka bişey söylüyor.
seçimlerinden korkma dememiş miydin başka insanlara zamanında?
hayat ve seçimler.
aklının olduğu müddetçe seçimlerinden korkmamalısın.
kendini tanıyıp,ne yaptığını bildiğin sürece seçimlerin zaten doğru olacaktır.
aciz,bitmiş insanların seçimleri olmaz sadece.
sürüklenirler.
hayat da böyle değil mi zaten?
sürüklenmek...
kendinin ne olduğunu bulana kadar sürüklenmen gerekiyordur belki de.
her yara sana güç katar.
her yara kabuğunu söktüğünde,
altındaki kan pıhtısı sana yaşadığını hatırlatır.
ama dünyanın daha fazla süper kahramana ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.
gidip örümcek adam dövecek ne takat var ne istek vücutta.
hayat dediğin de duvarda asılı olan takvime bir çentik atmaktan fazlası değil bazen.
ne anlamı var ki?
anlamını tam bilmiyorum da,
bir tane var elinde.nasıl kullanacağın sana kalmış.
az önce nefes alabildim ve kalbim çalışmaya devam etti
beynime oksijen gitti ve bişeyler düşünmeye devam ettim.
ne düşündüğüm çok önemli değil.
ama hayattayım.
yaşıyor muyum bilemem,ama hayattayım
her şey yolunda.
Yorumlar