bu başlıksız olsun

parçalar ağırlaşmaya başlıyor.
çok zaman kaybetmeden,yavaş yavaş çıkarmak gerek parçacıkları.
kendimi gerçekten anlamak istiyorum bazen.
ben niye burdayım,amacım yapmam gerekenler neler?
ve birçok 'neden' sorusu daha.
hayat bana oyun oynarsa bende hayata oyun oynarım ilkesini henuz bırakabilmiş değilim.
gerçi bunun bi ilke olmadığının farkındayım ama..
beynimi uyuşturup,bişeyler düşünmemek ne kadar doğru ve sağlıklı acaba?
işe yarıyor evet,kesinlikle işe yarıyor.
ama ya sonra ne olacak?
daha öncede kendimde uzun süre kaçmıştım,sonunda hiç te olmak"istemediğim bir insan haline gelmiştim.
yine kaçıyorum yine kaçıyorum.
kaçmadığım zaman o kadar zorlanmıyorum bu kez
demek isterdim ama ,sadece bir yada iki kez kendikendimle yüzleştim uzun zamandır.
bu yüzleşmelerde ise kendi bencilliğim ve mazoşistliğim ağır bastı.
belki düşünmeyeceğim şeyleri zorla aklıma getirmekten,bunlara üzülmekten,ağlamaktan zevk alıyorum sanırım.
bilinçli değil bu acı,ama sanırım bir tutku olmuş benim için.
şu yazıyı yazma amacımın bile farkında değilim.
bişeyler dürtüyo sadece,hadi yaz bişeyler de rahatla azıcık diye
oysa rahatsız olduğumun bile farkında değildim ki ben..
bişeyler yapıyorum ama tam olarak ne yaptığımın farkında değilim.
bu beni rahatsız etmese de yanlış olduğunu biliyorum.
saçmalamak,gülmek,ağlamak,bişeyler bişeyler.
kocaman bi deniz var önümde,bir gemideyim
bi sürü tayfam var,ve hepsi bana şunu yapalım,bunu yapalı diye önerilerde bulunuyolar.
hangisini seçsem ne yapsam bilemiyorum.
belkide yazıları kendimi kötü hissetmek için yazıyorumdur.kim bilir.
belki de bana 'hadi yaz bişeyler de rahatla'diyen aslında rahatlamamı değil de bazı şeylerle yüzleşmemi isteyen başka bir 'ben'dir.

dedim sonra kendikendime...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms