kediler gibi yeni cümleler.
bi yandan yanaşıp hemen gitmeye meyilliler.
iki okşasan sırtını,yangın varmış gibi kaçıyolar.
hani huzur bulacaktık.
yok kaçtı gitti işte yine.ellerin açık,dudakların büzülmüş kaldın ortada.
pisi mi çıkacak yoksa içindekileri mi dökeceksin belli değil.
muhattabı yok çünkü orda
gitti bi yere
yeni bişeyin kokusu mu geldi,senden mi sıkıldı
yoksa kedi genleri gereği bişey  yokken nefret mi etti senden belli değil.
toparlayamıyosun bi türlü,
bahçenin her köşesine kaçışıp duruyolar.
halbuki tutabilsen tüm sevgini elinden aktaracaksın,
o da mrıl mırıl olacak sen onu severken
ama bi eksiklik var ortada.
ne olduğunu anlayamadığın
harflerle de aran bozulmuş:)
en kolay yaptığın şeylerden biri değil mi zaten.
hiç bir şeyin sonsuza kadar sürmeyeceğini bilerek ,
her seferinde yeni,aslında o kadar da yeni olmayan şeyler denemeye çalışman öğretemedi mi sana hala.
rüzgarları arkana alıp,
senin cesaret edemediğin cümleleri ortaya çıkarmaya çalışırken
yine ters esen rüzgarlarla tıkanmadın mı?
kimsenin cevap vermediği sesler çıkarırken kendi içinde,
sanki onları sadece sen duyuyomuşsun gibi davranmadın mı?
ışıkların büyüsüne verip kendini,
oyalamadın mı kendini?
kimi sorgulaman lazım peki şimdi?
ışıklar mı suçlu,notalar mı,sen mi,
yoksa yoksa kedi mi?
kedi tabi...
bak yine geliyo köşeden köşeden.
sen çağırmasan da geliyo.
tıpkı yazıların gibi hayatın da.
arada imla kurallarına uyayım desen de,
konuştuğun söylediğin neyse onu yazayım istiyosun.
aslında anlaşılsa da ne yazdığın,
işe gelmeyince gramer nazileri türüyo ortalıkta.
senin ne demek istediğini anlamayan.
sorun sende tabi yine de.
daha açık anlatmalısın yüzdüğün denizi
ayın her dalgaya vurmasını tasvir etmelisin.
dalgaların arasındaki saniyeden pik noktalarını
dalga boyunu hesaplamalısın
genliğini sermelisin göz önüne dalganın.
herşeyi tam sözlükteki gibi yapmalısın ki,
hiç bir heyecanı kalmasın.
içindekileri kusmalısın ki ortalığa tüm çıplaklığıyla,
yalnız kalasın
yağmurun temiz olduğunu hissederken,
kim bilir nerden buharlaşan suların tekrar yoğunlaşmasını göz önüne almalısın
aslında yağanın çamur olduğunu,ceset olduğunu,pislik olduğunu anlatmalısın
ki hiç anlamı kalmasın.
kalbine tutunup düşmemeye çalışan kan tanesinin göğsünde yarattığı ağrıyı da boşvericeksin.
çünkü mutlaka düşecek aşağıya.
şıp sesini duyduğunda içinde,belki rahatlayacaksın.
ama kendin olarak.
son bir kaç şarkı söyleyip,yorganı üstüne çekip uyuyacaksın sonra.
gecenin soğukluğu yıldızlardan kaynaklanmıyordur belki de
o kadar parlak olmalarının sebebi seni üşütmek değil de
ısıtmaktır belki.
kapayıp gözlerini
bir yıldızın kolundan tutmaya çalışmak lazım belki.
son şarkılarını söyleyip,yıldızla kucaklaşmak.
kendini biraz daha kandırıp sımsıkı sarılmak beyaz soğuğa.
bazen kendini dinlemek lazım.bazen doğru söyler kendin sana.
uyu...
uyu ki, ...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms