ellerim gitmiyor kelimelere..
boşalmış içim.
ne sevdiğim melankoliyi tadıyla yaşayabiliyorum,
ne de gitmek istediğim güzel,güneşli bulutları hissedebiliyorum.
vakumla çekilmiş gibi sanki.
boş,bomboş içerisi.
bi kırıntı bile yok herhangi bi şeye dair.
duygularım burada belki ama,
kim bilir nerelere saklanmışlar.
ki bulmak için uğraşmaya da isteğim yok.
güneş ne zaman doğmuş ne zaman batmış..
balıklar kafalarını sudan çıkarıp insanları izlemiş mi?
martılar simitlere atlamaya devam ediyorlar mı?
yağmurlar neden hala yağıyor?
çok mu canı sıkkın dünyanın?
hiç birini düşünmek istemiyorum,düşünmüyorum da zaten.
kendimi kendime de kapatabilsem ya keşke.
sevinmek veya üzülmek için bi şeyler aramıyor olsam.
yapamıyorum artık çünkü.
düz oldu dünya,
kenarlarında sular dökülen bi tepsi şimdi.
hiç bir özelliği,güzelliği görünmüyor bana.
var mutlaka,ama görünmüyorlar.
düz,dümdüz.
ay farklı değil artık;bi ışık parçası.
güneş desen bunaltan bi sarı toptan başka bişey değil.
bulutlar artık ne yorgan,ne de pamuk
çocukça kafayla,üzerlerine düşmeyi hayal edebileceğin.
çimenler bildiğin yeşil,
belki bi iz bırakır ıslakken üstüne oturursan.
notalar...
bak onların hala bi sihri var.
alıp,tutup kolundan sağa sola çekebilirler.
gittiğin her yer aynı olsa bile görünürde,
hissedemediğin,o içindeki ufak noktaya dokunurlar.
tuzsuz yemeye alıştım belki.
kırmızı eti azalttım falan.
ama bi tutam pianonun üstüne serpiştirilmiş kemanlara hayır diyemem.
belki bi iki pinçik! de söz katarım araya.
deniz kıyısında,
ufak rüzgarlarla yerim yemeğimi..
boşalmış içim.
ne sevdiğim melankoliyi tadıyla yaşayabiliyorum,
ne de gitmek istediğim güzel,güneşli bulutları hissedebiliyorum.
vakumla çekilmiş gibi sanki.
boş,bomboş içerisi.
bi kırıntı bile yok herhangi bi şeye dair.
duygularım burada belki ama,
kim bilir nerelere saklanmışlar.
ki bulmak için uğraşmaya da isteğim yok.
güneş ne zaman doğmuş ne zaman batmış..
balıklar kafalarını sudan çıkarıp insanları izlemiş mi?
martılar simitlere atlamaya devam ediyorlar mı?
yağmurlar neden hala yağıyor?
çok mu canı sıkkın dünyanın?
hiç birini düşünmek istemiyorum,düşünmüyorum da zaten.
kendimi kendime de kapatabilsem ya keşke.
sevinmek veya üzülmek için bi şeyler aramıyor olsam.
yapamıyorum artık çünkü.
düz oldu dünya,
kenarlarında sular dökülen bi tepsi şimdi.
hiç bir özelliği,güzelliği görünmüyor bana.
var mutlaka,ama görünmüyorlar.
düz,dümdüz.
ay farklı değil artık;bi ışık parçası.
güneş desen bunaltan bi sarı toptan başka bişey değil.
bulutlar artık ne yorgan,ne de pamuk
çocukça kafayla,üzerlerine düşmeyi hayal edebileceğin.
çimenler bildiğin yeşil,
belki bi iz bırakır ıslakken üstüne oturursan.
notalar...
bak onların hala bi sihri var.
alıp,tutup kolundan sağa sola çekebilirler.
gittiğin her yer aynı olsa bile görünürde,
hissedemediğin,o içindeki ufak noktaya dokunurlar.
tuzsuz yemeye alıştım belki.
kırmızı eti azalttım falan.
ama bi tutam pianonun üstüne serpiştirilmiş kemanlara hayır diyemem.
belki bi iki pinçik! de söz katarım araya.
deniz kıyısında,
ufak rüzgarlarla yerim yemeğimi..
Yorumlar