bir umut öldürür insanı,bir de vicdan.
ya da bir umut yaşatır insanı,bir de insan olabilmenin erdemi.
yani her iki ihtimalde de ölüyosun,
ya da yaşıyosun baktığın pencereye göre.
e yaşıyorsun ama,olan bu.
uyanıyorsan,nefes alıyorsan,yemek yiyorsan,seviyorsan..
yaşıyorsun.
seni öldürdüğünü sandığın şeyler yaşatıyor seni,
sana farkettirmeden belki de;
doğuruyorlar yeni günleri.
sen de yaşayacaksın.
"
Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak. 

Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde. 

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yani ağır bastığından. "
demiş nazım hikmet.
ciddiyetle yaşayacaksın ki;
kal burda.
bittiğinde bile kal.
külün kalmasa bile toprakta;
sen olduğunu bil.
o bir kerelik sihri kavra..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms