hayat gibi bişey oldu

hayata daha önce tahmin ettiğim,
ama hiç görmediğim bir yerden bakıyorum.
çok ince bir çizgi var,
belki o kıldan ince diye tabir edilen yer burası.
her şeyin senin elinde olduğunu ve aslında hiç birinin senin elinde olmadığını anladığın an.
neresinde olduğuna sen karar veriyorsun.
ve ne kadar güçlü olursan ol,
hayata karşı savaşmayı bırakmalısın.
olduğu gibi kabullenip,
sana sunduklarını normalleştirmelisin.
çünkü sen ne yaparsan yap,
neye karşı durursan dur,
ne kadar güçlü olsan da,
her seferinde ayağa kalksan da;
daha güçlü silahları var hayatın.
çünkü o hayat...
var oluşunun,sorgulamanın sebebi o.
ve senin buna;
senden ve yaşamaya devam etmekten başka karşı koyacak bişeyin yok.
ayağa kalkıyorum dediğin,
ya da henüz demeye hazır olmadığın her anda
seni yerden yere vurabilir.
çünkü aslında bunları yaşayabilmenin sebebi o
bu bi tanrı bulma yazısı değildir:)
bu hayatı tanıtma yazısıdır.
hadi algılama diyelim.
inanan inanmayan,içen içmeyen,iyi kötü
tüm canlılar ölüyor.hayatın kuralı bu.
belli bir süre var ,
ve bu süre içerisinde bilinç sahibi olacak kadar şanslıysan
ya da şanssız;
süreni doldurup gitmek zorundasın.
hepimizin az çok yaşam döngüsünden haberimiz var.
bişeyler yok olacak ki yenileri çıksın ortaya.
hayatın temeli bu işte.
yok olmak.
çünkü var olmadan önce bilince sahip değiliz.
ama bi kere var olduysak ve bilinçlendiysek şans eseri,
o zaman yok olma kısmı daha korkutucu geliyor.
dediğim gibi,
hayatı kabullenip;
onun gerçeklerine göre yaşamak gerekiyor.
çünkü gerçekten tek güç o.
ne kontrol edilebilir,
ne de kontrol edebilir.
belli olmayan zamanı çok iyi değerlendirip,
en azından “iyiydi lan” demek lazım.
ve hayat dediğimiz şeyin o kadar çok değişkeni var ki,
merkezi her ne kadar sen olsan da;
diğer insanlar için de aynısın olduğunu görebilmek lazım.
milyarlarca farklı evrenin birbiriyle çakıştığı bi oluşum.
ne kimseyi suçlayacaksın ne de kendini suçlayacaksın.
bencil olurken kendi hayatın için,
aynı zamanda başkalarının hayatına da saygı göstereceksin.
hayat kızgınlık için çok manasız.
hayat sadece boyutlardan ibaret.
seçimlerin yaşadıkların sana yeni bir boyut kazandırır.
bu yazdığımın fizikle kuantumla alakası yok,öyle düşünen varsa düşünmesin:)
bu sadece hayatta ölçemediğin bir bölümün benim aklımdan sınıflandırılmış hali.
ve bu her yaşadığın olay,başkalarıın yaşadığı olaylarla kesiştiğinde ortak bir zamanınız olur.
bu yüzden başkalarını suçlamanın bi manası olmadığını sçylüyorum.
çünkü onları suçladığın her hatada senin de bir payın vardır.
sen ilk noktayı koymasan o doğru uzayıp başka bir uzaya bağanmaz.
her neyse;
aklımdaki ilk şeyden çok uzaklaştım bu sefer.
ve hiç tarzım olmayan bi yazı oldu:)
merak ettiğim;
bu kadar olumlu düşünmeye çalışırken;
bu kadar sıkıcı bi durumun içindeyken ;
aklıma hala neden bazı anıları getirdiğim?
kendimi dinlesem mi acaba biraz?
bi boka değmeyeceğini,
tek şansımız olduğunu ve onu en iyi şekilde kullanmamız gerektiğini,
kendime döve döve anlatsam mı?
gerçi anlamıyor ya neyse...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms