uzun zaman olmuş biliyorum
neden arayıp sormadın diye sorma bana
duygusuzlaştım sanırım,nötrleştim
içimde atmak için beklediğim bişeyler kalmadı sanırım
ya da bana bişey hissettiren artıklar kapatmıyor artık sanırım damarlarımı
iyi mi kötü mü ayrımını yapamıyorum bu durumun
acı çekmiyorum belki,hayatı geldiği gibi kabul ediyorum artık
ne gecelerim zehir oluyor ne de gündüzlerim uykusuz.
bişeyler birikmiyor dedim ya artık içimde,
bu da beni normal düz insan yapıyor.
sıkıntım bundan belki,kendime yedirememekten.
yaratıcılığımın elimden alınması gibi,
cennetten kovulmuş,kanatları alınmış melek gibi.
ve kendime yetememekten,ya da fazlasıyla yetmekten.
bi sıkıntı var ama o belli.
defalarca ekran karşısına geçip, dört satır sonra ayrılmaktan
eski usüllere dönmeye çalışıp,kağıt karalarken bulmaktan çok sıkıldım.
bardağın içine sıktığın limon gibi,bitmiş posası çıkmış,çekirdekleri dökülen narenciye olmaktan sıkıldım.
ama olmuyor.
bi şekilde çıkmıyor içimden,ya da birikmiyor.
çok mu ruhsuz oldum?
en çok canımı sıkan bu galiba.
insan mutsuz olmayı arar mı?
bişeyler üretebildiği zamanlar mutsuzlukla orantılıysa eğer,
ve mutluyken bişey üretememekten rahatsız oluyosa,
üstelik mutsuzluğunda ürettikleri de sürekli mutluluğa öykünen ürünlerse??
kısır döngüyü kırmak için ne yapmak lazım?
yazmayınca olmuyo,yazınca da olmuyo.
zihin kendi kapasitesini aşınca düüşünceler hangi yönde değişir?
kendi için çok önemli şeyleri,zamanın akışıyla başka şeylere çevirebilen bi insan ne kadar mutlu olabilir?
mutlu mudur,yoksa sadece kendini mi tatmin ediyodur?
dedim ya,çoktandır yazmadım diye,
çok belli etmeye başladı kendini.
monologla,sorular sorarak okuyucu kazanmaya çalışan,aa aslında doğru diyo dedirten günlük gazete köşe yazarına dönmüşüm:)
oturmuş sahildeki karınca yiyenin karınca araması gibi benzetmeler arıyorum daha afili görünsün diye,
sanki insanların düşündükleri çok olağanmış gibi,onları sembolleştirip,parıltılı paketlere sokuyorum.
düz olmak kötü mü gerçekten?
hayatın rutinine alışmak,onu kabul edebilip onunla yaşamak,savaşmamak normal mi?
insanlığın ne önemi kaldı o zaman?
düşünebilen,sorgulayabilen varlık olmak boş mu?
yine soru soruyosun bak,sonuna da bolca üç nokta koy ki iyice olsun.pişsin.
normal olmaktan da bıktım,sorgulamaktan da.
normal olmaya çalıştığım her saniye,bin tane insan içinde yalnız kalmaktan da.
ya da hayatın tanımını yapmaya,normalliğin ne olduğunu sorgulamaktan da.
böyle anlarda hep robin williams geliyo aklıma.
niye diye sorarken buluyorum kendimi.
çok mu sıkılmıştı normal olmaktan,ya da kendini ya da yazılanı o kadar iyi ifade ederken aslında boşluğu mu görmüştü?
neden arayıp sormadın diye sorma bana
duygusuzlaştım sanırım,nötrleştim
içimde atmak için beklediğim bişeyler kalmadı sanırım
ya da bana bişey hissettiren artıklar kapatmıyor artık sanırım damarlarımı
iyi mi kötü mü ayrımını yapamıyorum bu durumun
acı çekmiyorum belki,hayatı geldiği gibi kabul ediyorum artık
ne gecelerim zehir oluyor ne de gündüzlerim uykusuz.
bişeyler birikmiyor dedim ya artık içimde,
bu da beni normal düz insan yapıyor.
sıkıntım bundan belki,kendime yedirememekten.
yaratıcılığımın elimden alınması gibi,
cennetten kovulmuş,kanatları alınmış melek gibi.
ve kendime yetememekten,ya da fazlasıyla yetmekten.
bi sıkıntı var ama o belli.
defalarca ekran karşısına geçip, dört satır sonra ayrılmaktan
eski usüllere dönmeye çalışıp,kağıt karalarken bulmaktan çok sıkıldım.
bardağın içine sıktığın limon gibi,bitmiş posası çıkmış,çekirdekleri dökülen narenciye olmaktan sıkıldım.
ama olmuyor.
bi şekilde çıkmıyor içimden,ya da birikmiyor.
çok mu ruhsuz oldum?
en çok canımı sıkan bu galiba.
insan mutsuz olmayı arar mı?
bişeyler üretebildiği zamanlar mutsuzlukla orantılıysa eğer,
ve mutluyken bişey üretememekten rahatsız oluyosa,
üstelik mutsuzluğunda ürettikleri de sürekli mutluluğa öykünen ürünlerse??
kısır döngüyü kırmak için ne yapmak lazım?
yazmayınca olmuyo,yazınca da olmuyo.
zihin kendi kapasitesini aşınca düüşünceler hangi yönde değişir?
kendi için çok önemli şeyleri,zamanın akışıyla başka şeylere çevirebilen bi insan ne kadar mutlu olabilir?
mutlu mudur,yoksa sadece kendini mi tatmin ediyodur?
dedim ya,çoktandır yazmadım diye,
çok belli etmeye başladı kendini.
monologla,sorular sorarak okuyucu kazanmaya çalışan,aa aslında doğru diyo dedirten günlük gazete köşe yazarına dönmüşüm:)
oturmuş sahildeki karınca yiyenin karınca araması gibi benzetmeler arıyorum daha afili görünsün diye,
sanki insanların düşündükleri çok olağanmış gibi,onları sembolleştirip,parıltılı paketlere sokuyorum.
düz olmak kötü mü gerçekten?
hayatın rutinine alışmak,onu kabul edebilip onunla yaşamak,savaşmamak normal mi?
insanlığın ne önemi kaldı o zaman?
düşünebilen,sorgulayabilen varlık olmak boş mu?
yine soru soruyosun bak,sonuna da bolca üç nokta koy ki iyice olsun.pişsin.
normal olmaktan da bıktım,sorgulamaktan da.
normal olmaya çalıştığım her saniye,bin tane insan içinde yalnız kalmaktan da.
ya da hayatın tanımını yapmaya,normalliğin ne olduğunu sorgulamaktan da.
böyle anlarda hep robin williams geliyo aklıma.
niye diye sorarken buluyorum kendimi.
çok mu sıkılmıştı normal olmaktan,ya da kendini ya da yazılanı o kadar iyi ifade ederken aslında boşluğu mu görmüştü?
Yorumlar