oysa ne kadar kolaydı nefes almak.
gözlerini kapatıp,burnunu havaya dikip usul usul içine çekmek buz gibi havayı.
boğazından aşağıya düşen buz parçalarını hissetmek.
gözlerini kapatıp,bir nefeste..
ne kulağında merdivenlerde adım sesleri,ne de başka bir ses.
duymaman,duymak istemediğin şeyleri duyduğunda düğümlenir balon balon gırtlağında o hayat dolu hava.
nefes alamazsın,gözlerin kanlanmaya başlar.damarların şişer boğazında,sarmalar seni
havayı aşağıya itmeye çalışırken,söylemek istediklerin çıkmaya çalışır ağzından burnundan.
çıkamazlar.
ne aşağıya iniş vardır,ne yukarıya çıkış
tam boğazının ortasında düğüm.
sanki koca bir elma yutmuşsun da,
içindeki kurt "bu benim,vermem"der gibi çekiştiriyor dalından.
ne kadar zor nefes almak gecelerde,üstelik sesler duyarken merdivenlerde
bir aşağıya bir yukarıya.
tutup, haykırmak istediğin kollar hareket halindeler.
ne senden haberdar,ne sana açık.
kelimelerin pençeleri var.
zaman zaman,kan içinde bırakarak gırtlağından çıkan,sağa sola saldıran pençeler.
seni de insanları da yaralamaktan çekinmeyen pençeler.
bu yüzden mi hapsetmiştin acaba onları aşağıya,bu yüzden mi çıkartmıyordun avluya bile volta atsınlar diye?
iğnenin plak üstünde sabit durması gibi.
kafan hep sabit.
kelimelerse plak gibi dönüyor beyninin içinde.
bazen sevdiğin bir şarkı,bazen duymak korktuğun için unuttuğun bir ezgi.
her yeni gün bir umuttur belki evet,
ama aynı zamanda yeni bir çalma listesidir.
gün boyu kafanda döner o listedeki şarkılar,sen kontrol edemeden.
liste sonuna doğru ya yeşil bir şişe çıkar kenarlardan,
ya da mavi mavi ışıldayan keskin bir metal.
alev ışığında kağıtlara gömülmeye çalışırsın,kırmızı-mavi dans eşliğinde.
sahi,neyin kırmızısıydı o?
oysa ne kadar kolay nefes almak.
kapat gözlerini,çevir burnunu yıldızlara.görmene gerek yok,onların orada olduğunu biliyorsun zaten.
nasıl kulaklarını tıkadığında adım seslerini duyuyorsan,orada olduğunu biliyorsan.
kesiver kulaklarını,oy gözlerini,yırt gırtlağını.
otur köşene bekle.
hayatlara aralarında ne varsa içindekilerin,
hesaplarını görsünler.
belki geri getirirler sonra gözlerini,kapatır verirler kulaklarını sonra.
balonlar dolusu taze havayla doldururlar içini.
veyasını boşver.otur bekle,kapatıp kendini.neasıl olsa sonsuza kadar süremez bu savaş
gözlerini kapatıp,burnunu havaya dikip usul usul içine çekmek buz gibi havayı.
boğazından aşağıya düşen buz parçalarını hissetmek.
gözlerini kapatıp,bir nefeste..
ne kulağında merdivenlerde adım sesleri,ne de başka bir ses.
duymaman,duymak istemediğin şeyleri duyduğunda düğümlenir balon balon gırtlağında o hayat dolu hava.
nefes alamazsın,gözlerin kanlanmaya başlar.damarların şişer boğazında,sarmalar seni
havayı aşağıya itmeye çalışırken,söylemek istediklerin çıkmaya çalışır ağzından burnundan.
çıkamazlar.
ne aşağıya iniş vardır,ne yukarıya çıkış
tam boğazının ortasında düğüm.
sanki koca bir elma yutmuşsun da,
içindeki kurt "bu benim,vermem"der gibi çekiştiriyor dalından.
ne kadar zor nefes almak gecelerde,üstelik sesler duyarken merdivenlerde
bir aşağıya bir yukarıya.
tutup, haykırmak istediğin kollar hareket halindeler.
ne senden haberdar,ne sana açık.
kelimelerin pençeleri var.
zaman zaman,kan içinde bırakarak gırtlağından çıkan,sağa sola saldıran pençeler.
seni de insanları da yaralamaktan çekinmeyen pençeler.
bu yüzden mi hapsetmiştin acaba onları aşağıya,bu yüzden mi çıkartmıyordun avluya bile volta atsınlar diye?
iğnenin plak üstünde sabit durması gibi.
kafan hep sabit.
kelimelerse plak gibi dönüyor beyninin içinde.
bazen sevdiğin bir şarkı,bazen duymak korktuğun için unuttuğun bir ezgi.
her yeni gün bir umuttur belki evet,
ama aynı zamanda yeni bir çalma listesidir.
gün boyu kafanda döner o listedeki şarkılar,sen kontrol edemeden.
liste sonuna doğru ya yeşil bir şişe çıkar kenarlardan,
ya da mavi mavi ışıldayan keskin bir metal.
alev ışığında kağıtlara gömülmeye çalışırsın,kırmızı-mavi dans eşliğinde.
sahi,neyin kırmızısıydı o?
oysa ne kadar kolay nefes almak.
kapat gözlerini,çevir burnunu yıldızlara.görmene gerek yok,onların orada olduğunu biliyorsun zaten.
nasıl kulaklarını tıkadığında adım seslerini duyuyorsan,orada olduğunu biliyorsan.
kesiver kulaklarını,oy gözlerini,yırt gırtlağını.
otur köşene bekle.
hayatlara aralarında ne varsa içindekilerin,
hesaplarını görsünler.
belki geri getirirler sonra gözlerini,kapatır verirler kulaklarını sonra.
balonlar dolusu taze havayla doldururlar içini.
veyasını boşver.otur bekle,kapatıp kendini.neasıl olsa sonsuza kadar süremez bu savaş
Yorumlar