yine ağır ağır,
yine her dakikada,her saniyede her gülüşte..
bazen çok sıkılıyorum kendimden..
bir tokat atıp sıyrılmak istiyorum derimden.
en kötüsü bu işte,
suçlayacak kimsen olmadığında kendine yüklenmen.
kimin ne istediğini tam olarak bilemezken;
kendi içinde kavga etmen yine kendinle.
açık olsa yol,
sonunda ay ışığını ya da koca karanlığı görsen,
bu kadar çabalamaz,yaralanmazsın.
tercihine göre ya gider o karanlığa çarparsın,
ya da ışık için uğraşırsın.
ama bilemezken ne olduğunu,
sadece gölgeler dolanırken arada..
kendini parçalarsın,içten içe.
en sevdiğinin göğün adını verirken yutkunmamışsındır,karşında otururken yutkunduğun kadar.
mavi sular çağlar yüksek dağların altında.
ezilirsin,sular altında.
en sevdiğin şeyin,suyun altında.
nefes almaya çalışırsın,boğulursun.
karanlık tarafını hissedersin,en derinlerinde.
tırmanmaya çalışırsın,gideceğin tek yer o tepedir çünkü.
tırmanmaya çalışırsın..
sonra yine kendin çevirir seni
ya tepeler seni istemezse...
tırmanıp ne olduğunu görmek mi,
yoksa bırakıp kendini sulara,
tatlı bir çarpmayla ,
güneş ışıklarını derinlerden izlemek mi..
bazen vazgeçmek lazım..
sonunu bile düşünmeden.
iyi şeyleri bile düşünmeden.
bazen koyvermek lazım kendini..
çarpsın seni o sular,diplere doğru.
evet orda çiçekler büyümez
orda çok fazla hayat yoktur..
ama ordaki hayatın orayı seçmesinin de bir sebebi vardır.
zaten biliyorsun bunu.zaten bitiyor her şey.
sen ne yaparsan yap,bir şekilde btiyor.
ya sen ölüyorsun,ya onlar..
ya senin içindekiler kaçışıyor senden,ya sen kaçırıyorsun onlardakileri.
korkmak bu yüzden doğru duygulardan
korkmak bu yüzden gerçekçi
korkabiliyorsan hala,
korkuyu hissedebiliyorsan ona baktığında...
gerçeksin demektir..
hava zerreciklerini bile yakmak istiyorsan,
onun etrafında dolanan..
korkmak normaldir.
bazen sadece sevgiye aç olduğun için bağlanırsın,
bazen gerçekten sevdiğin için..
ama tam olarak o çizginin neresinde durduğunu asla bilemezsin
kocaman bi yük,omuzlarında.
oturursun sahilde..
ay batar,sen batarsın kumlara..
yengeçler koparır kulaklarını,
gözlerine kaplumbağalar yuva yapar.
çünkü senin ay'ı sevdiğin gibi,başkaları da güneşi seviyodur.
sen omuzundaki cenazeyle batarsın kumsalın dibine.
çocuklar üstüne kaleler kurar,uygarlıklar yaratır akıllarınca..
çocukça..
o kalelerin sağlam olmasının özü burda saklı..
çocukça umutlar..
o umutların altında çocukça sevgiler,aşklar..
en sağlam kalenin altıında yatarsın o zaman,tamamen güneşi göremezken..
umut olmuşsundur belki başka kalelere,
ama görmeden yatarsın,ne güneşi ne ay'ı..
parlaklıktan yoksun,sadelikten uzak..
bir o kadar da içine,bir o kadar yaşarken..
çünkü ay;
her gece kollarını uzatır sana.
insanlar yakamoz derler de,sen inanma.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bunun adı yokmuş

mehs

hıms