yağmur gibi ağırlaştı birden gece..
sanki,melekler bastırırmış gibi omuzlarımdan.
defterlerim çok dolmuş da,
gitmem gerekiyormuş gibi..
saçma oysa,
ben inanmam ki ne meleğe,ne tanrıya..
yüzlerde aradım çoğu zaman tanrıyı,
kalplerde..
konuşmalarda,tavırlarda,gülüşlerde..
bulduğumu sandığımda bir kez daha anladım.
yok..
şimdi alevler çıkmasın gırtlağımdan yukarı diye tutuyorum kendimi.
içime hapsediyorum tüm alevleri..
cehennem dediğinizi içimde harlıyorum.
bilinmedik,görülmedik bişey yok oysa ki orda..
hepinizin bildiği şeyler.
yoo ne alev var,ne mikro dalga fırın..
yaşadığınız şeyler,size acı çektirdiğini düşündükleriniz sadece.
acıyı bi yere yamamak gerekiyor ya,
yamayın işte oraya..
tanrı deyin,şeytan deyin.
ne derseniz deyin de..
yine de onlar sizin yaşadıklarınız.
kendi iradenizle seçtikleriniz,
kendi istekleriniz.
eğer bir cehennem varsa o sizin içiniz.
eğer bir şeytan ya da tanrı varsa;
o da ta kendiniz.
çünkü yaşadıklarınızda sizin seçimlerinizden başka;
sizin sevinçlerinizden,sizin üzüntülerinizden başka bişey yok.
ben mi?
ben hem tanrıyım,hem şeytanım ,
tıpkı sizin gibi.
hayatım tamamen benim elimde,
çoğu zaman öyle görünmese de.
ben istersem,nasıl istersem öyle oluyo işte.
işin nasıl istersem kısmında ise şeytanlığım giriyo sanırım devreye..
maksat acı çektirmekse eğer,en iyisini yapıyorum kendime.
her sabah gözlerimi açtığımda;
güneşi görmek yerine anıları görmeyi tercih ettiğim sürece,
her yeni anının önünü ,eskileriyle tıkadığım sürece;
kendim için çok işlevsel bir şeytan olmayı sürdüreceim.
tıpkı çoğumuz gibi.
biz insanlar;
ne yazık ki hayatın güzellilerini farklı algılıyoruz.
bize getirdiği denizleri,yeşil güzellikleri;
sadece umuda ihtiyacımız olduğunda,sadece kötü hissettiğimizde;
sanki onlar gerçekte güzel değillermiş de,kötü bir rüyanın parçasıymış gibi düşünüyoruz.
o güzellikleri,güzellikleriyle hatırlamayıp,
sanki yokluklarında bize acı çektirmeleri için yaşamışız gibi yapıyoruz..
oysa;
oysa her acı veren anı;
çok güzel yaşanmış dakikalar,saatledir hayatta.
har acı;
güzel bir hayat parçasının izdüşümüdür.
sanki,melekler bastırırmış gibi omuzlarımdan.
defterlerim çok dolmuş da,
gitmem gerekiyormuş gibi..
saçma oysa,
ben inanmam ki ne meleğe,ne tanrıya..
yüzlerde aradım çoğu zaman tanrıyı,
kalplerde..
konuşmalarda,tavırlarda,gülüşlerde..
bulduğumu sandığımda bir kez daha anladım.
yok..
şimdi alevler çıkmasın gırtlağımdan yukarı diye tutuyorum kendimi.
içime hapsediyorum tüm alevleri..
cehennem dediğinizi içimde harlıyorum.
bilinmedik,görülmedik bişey yok oysa ki orda..
hepinizin bildiği şeyler.
yoo ne alev var,ne mikro dalga fırın..
yaşadığınız şeyler,size acı çektirdiğini düşündükleriniz sadece.
acıyı bi yere yamamak gerekiyor ya,
yamayın işte oraya..
tanrı deyin,şeytan deyin.
ne derseniz deyin de..
yine de onlar sizin yaşadıklarınız.
kendi iradenizle seçtikleriniz,
kendi istekleriniz.
eğer bir cehennem varsa o sizin içiniz.
eğer bir şeytan ya da tanrı varsa;
o da ta kendiniz.
çünkü yaşadıklarınızda sizin seçimlerinizden başka;
sizin sevinçlerinizden,sizin üzüntülerinizden başka bişey yok.
ben mi?
ben hem tanrıyım,hem şeytanım ,
tıpkı sizin gibi.
hayatım tamamen benim elimde,
çoğu zaman öyle görünmese de.
ben istersem,nasıl istersem öyle oluyo işte.
işin nasıl istersem kısmında ise şeytanlığım giriyo sanırım devreye..
maksat acı çektirmekse eğer,en iyisini yapıyorum kendime.
her sabah gözlerimi açtığımda;
güneşi görmek yerine anıları görmeyi tercih ettiğim sürece,
her yeni anının önünü ,eskileriyle tıkadığım sürece;
kendim için çok işlevsel bir şeytan olmayı sürdüreceim.
tıpkı çoğumuz gibi.
biz insanlar;
ne yazık ki hayatın güzellilerini farklı algılıyoruz.
bize getirdiği denizleri,yeşil güzellikleri;
sadece umuda ihtiyacımız olduğunda,sadece kötü hissettiğimizde;
sanki onlar gerçekte güzel değillermiş de,kötü bir rüyanın parçasıymış gibi düşünüyoruz.
o güzellikleri,güzellikleriyle hatırlamayıp,
sanki yokluklarında bize acı çektirmeleri için yaşamışız gibi yapıyoruz..
oysa;
oysa her acı veren anı;
çok güzel yaşanmış dakikalar,saatledir hayatta.
har acı;
güzel bir hayat parçasının izdüşümüdür.
Yorumlar